Uzay

Hayat tam anlamıyla ilginç sürprizler yapabiliyor.

Ben de kendime ilginç sürprizler yapabiliyorum.

Evet, güzel şeylere karar verdim.

Oturup saatlerce son 2 yılda neler oldu ve hep birlikte neler yaşadık onları buralara yazmanın zamanının geldiğine karar verdim. Ayşe ile her bir araya geldiğimizde “ne zaman artık sex and the city Strasbourg şubesini” kaleme alacaksın diye sorar dururdu. Bu arada sex and the city Strasbourg şubesi dememizin de nedeni her kafadan çalan kadınlar olarak aynı masaya oturup her şeyi bir kenara siktir ediş hikayemizden kaynaklanıyordu. Bu sene herkes emekliliğine ayrılmış mutlu mesut sakin hayatlar yaşarken hem o günleri yad etmek hem de artık yazmanın vakti geldi diyerek kendimi bloga attım. Yani bakıyorum da Danimarka soğuğunu, hatduduhotdudu Köln rezilliğini ve harekete hazırlanan uçağı durduran bazenoyleolur maceralarını hiç anlatmamış bulunuyorum.

Son günlerdeki bünyeme fazla gelen yoğun ders çalışma seanslarından sonra ben artık ekstra bir şeyler yapmaya başlamalıyım dedim. Tabii bu başlayacağım şey içimin kenarlarında bir yerlerinde olan ve tökezlemiş olsa da hep keyif alacağım bir şey olmalıydı. İşte o sırada Ayşe’nin sözleri kulaklarımda çınladı.

Geçmişime yolculuğa çıkarken daha önce de belirttiğim gibi silinen yazılardan geriye kurtulanlarla hayattayım. Hatta biraz daha güçlü olarak buradayım. Tam bu cümleyi yazarken yanımdaki masaya yerleşen tatlı ve yaşlı bir çift vardı. Amca, bu masaya oturduk ama sizi rahatsız etmiyoruzdur umarım dedi. Kusura bakmayın gözüme çarptı farklı bir dil yazıyor gibisiniz, ilgimi çekti diye de ekledi. Sonra 5 dakika amca ile genel olarak sohbet ettik. Tam yazıya geri dönerken; yazmak insanı yaşatır, iyi yaşayın dedi.

Bazı insanlara göre yazmak bazen kötü sonuçlar doğrulabilirdi. Acıları çoğaltabilir ve acılardan beslenmek için acılara tutunup kalabilirdik. Kimisi de acıların üstesinden yazarak gelinebileceğine inanıyordu. Ve az önceki amcaya göre de yaşamanın ta kendisiydi. Bana kalırsa hepsinden biraz ortaya karışık olmakla birlikte dile gelmeyen düşüncelerin parmakların ucundan farkında olmadan usulca akması gibiydi. Hani bazen kötü bir rüya görünce derler ya suya anlat. Su alıp götürür. Yazmak da öyle. Alıp bizi götürüyor, bir yerlerde dinginleştirip geri getiriyor. Yolda oraya buraya uğrayıp çikolataları ve balonları da topluyor. Hayat böyle çok güzel değil mi? Şu soğuklar olmasa daha da güzel olacak.

O zaman hikayenin bir köşesinden bir sonraki yazıda başlıyoruz.

Ne yapıyoruz; okuyoruz.

Yok okumak beni kesmiyor diyorsa üç beş kelam da edebilirsiniz.

Yazmaktan çekinmeyin, çünkü artık buradayım.

Tam da olmam gerektiği yerde.

A bientôt!

Uzay” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir