Strasbourg Şubesi

Seriye Maalouf’un bu şarkısıyla başlamayalım mı? Başlayalım. O zaman yan sekmede dinlemek için buraya tık tık alıyorum.

Şimdi başlayabiliriz.

Bir önceki yazıda bahsettiğim gibi hayatımızın şu anki gidişatının tadını kaçırmayacak düzeyde buradan devam ediyoruz. Yeri geldiğinde isimlerde ve gerekli konumlarda değişiklikler yapılarak bazı değerlerin korunması gerektiğine karar vermiş bulunuyoruz.

Bundan yaklaşık 2 yıl 2 ay kadar önce bir sabah gözlerimi şaşkın gözlerle açmış ve caddenin aşağısına mı yukarısına mı gitsem diye düşünürken sırtımda korkunç bir ilişkinin ağırlığı vardı. Her ne kadar geçmişe şu an hayatımda olan adam için pek bir şeyler dile getirmek istemesem de elbette özet geçmek gerekirdi. Yani çünkü o yıl hissettiklerimin, öfkelerimin ve krizlerimin şimdi değerlendirmesini yapınca tek pişmanlığımın adamın yüzüne ne kadar boktan olduğunu söylememiş olmamdan kaynaklandığını anladım.

Bazen bir insana aşık olmazsınız ve o karşınızdaki de aşık olmadığınızın farkındadır ve bunun acısını sizden bir şekilde çıkartmak için zaman kollar. Çok sevmedim ama vaktiyle değer verdiğim oldu. Hatta bazı güzel günlerimiz de oldu. Bazı mutlu anlarımız da vardı. Ama bu iki yıllık bir ilişkiyi sürdürmek için katiyen yeterli değildi. Bir de kendisini çok zeki sanıp aslında tek başına hiçbir şeyi beceremeyen sürekli olarak başka nedenlerle kaçırdığı hayatın depresifliğini yaşayıp günü elinden kaçırmaya devam eden bir adamdı. Bir de üstüne bir insan seyahat etmekten nasıl nefret edebilir, aklım almıyor. Sanırım benim için seyahat etmeyi sevmeyen bir adam ile birlikte olmak nefes almayı bilmeyen bir adamla birlikte olmak gibi bir şeymiş.

Elbette bir başka hatam da zaten her şeyi ardımda bırakıp yurt dışına yerleşmeye karar verdiğimde çoktan o dönemlerde anlamını bitiren ilişkiye devam etmekti. Üstüne yetmedi bir de 1 yıl boyunca iki ayda bir kendimi Türkiye’de bularak vicdanımı rahatlatıyordum. Sorumsuz değilsin bazenoyleolur. Bir ilişkin varken pat diye böyle bir karar verip gittin ama bütün varını yoğunu uçak biletlerine yatırıyorsun. Aferin kız falan diye de kendimi ikna ediyordum. Aslında tek istediğim toplumsal kuramlara yeterince sadık kalarak yine de bir bok olmayacağını görmekti. Çünkü annem yeterince ilişkilerde burnumdan kıl aldırmadığımı, bu şekilde hiçbir zaman sağlıklı ve uzun ilişkiler yürütemeyeceğimi söyleyerek toplum baskısının hanenin içine girmiş haliydi. Kısa süreli hayatıma giren çıkan adamlardan ben değil, annem yorulmuş ve artık bazı şeylerin değişmesini istiyordu. Ben de gösterecektim ona. Benim için de bedeli biraz ağır olacaktı.

Her insan başka bir yaşam iken öyle manyak bir adam ile birlikte olmak hayatımın tecrübesi oldu diyebilirim. Yaptığı manyaklıkların hangi birisini anlatacağımı bilemiyorum. Kıskançlık ile geçiştirilemeyecek ciddi boyutta tedavi görmesi gerektiğini düşündüğüm kirli düşünceleri vardı. Bir şeylere inanıyor ve o var olmayan şeyin öyle olmadığına onu ikna etmenizi bekliyordu. Ama dışarıdan görseniz kendisinden emin, kültürlü, kendisinden emin ve artık yaşının adamı gibi görürsünüz. Ama bilirsiniz ki balonlar da patlıyor.

Strasbourg’taki ilk yılım ilişki kavgalarıyla bir bok anlamadan geçti diyerek özetleyebiliriz. Hatta ben sadık bir şekilde ilişkiyi bitirirken o arsız gibi bir de aldatarak bitirmiş oldu. Bu arada hazır yeri gelmişken de üç beş kulağınıza küpe olsun diye de not bırakayım. Siz iş hayatının bir ucundan başlamış ve yaşam mücadelesi verirken hala üniversite sıralarında olan üniversite kafasındaki bir adam ile bir ilişki yaşanmaz. Ben altıncı hisleri oldukça kuvvetli bir bazenoyleolur olarak kokuyu çoktan almış ama pek de umrumda olmamıştı. Başka planlarım ve başka yaşam mücadelerim vardı.

Strasbourg’taki ilk yazımda 40 gün kadar buradaydı ve benim için inanılmaz zorlu geçti. Zaten aylar önceden yapılan planların bir taraflarımızda patlamaması için devam ediyor, döner dönmez artık noktalamak istiyordum. İyi bir ev sahibi olmak için elimden gelen her şeyi yaptım. Yani onun da gelirken çok emek verdiğini görmezden gelmek haksızlık ve acımasızlık olurdu. Ben seyahatler, başka başka şeyler planlarken kendimizi her seferinde teknoloji mağazasında buluyorduk.

Bence ikimiz de biliyorduk ki o uçaktan inerken aslında artık başka yollara dönecektik. Nitekim öyle de oldu. Şu an nasıl bitirdiğimizi bile hatırlamıyorum ama o yine sapkın düşüncelerini teyit ettirmeye çalışıyordu. Sonra da artık ne kadar çıldırttıysa her yerden engelleyip bütün fotoğrafları her yerden silmeye başlayarak yeni bir güne başladım.

Sonrası pek umrumda olmadı. İlk başlarda bahsettiğim toplumun baskısı haline gelen annem, bitirdiğimde bir oh çekmiş ve rahatlamıştı. Yani annem de ben de bazı şeylerin zorlamaya gelmediğini hele ki ilişkinin yoğun duygular olmadan yaşanmayacağını ve ne yazık ki benim de kolay kolay yoğun duygular yaşamadığımı kabul etmiş olduk.

Bu arada kısa bir süre içinde o kişiyle direkt ilişkiye başladılar. Bazen o kız için de üzüldüğüm oldu. Bu herifin ne bok olduğunu, geçmişte ne boklar yediğini ve ne kadar saygısız bir adam olduğunu anlatmak istedim. Sonra da kızın midesizliğini hatırladım. Kardeşime kadar tanışmış olan kızın; yaz boyu onun buralarda benimle olan paylaşımlarını ve sevgi dolu yazdıklarını okuyup güzel bir başlangıç yaptığına göre hiç bulaşmamak benim için daha huzur dolu olacaktı. Öyle de oldu. Bambaşka bir hayata başladım. Türkiye’den öğrenci vizesi alıp Fransızca öğrenmeye başlamak üzere geri dönmüş oldum ve kuş kadar hafiftim.

Uçuyordum.

Aradan uzun bir süre sonra bir gece dogalselection sarhoş kafasıyla bir şeyler yazmış ama sabah uyandığımda bir halt anlamadım. Neyse ki artık sarhoş olduğunda bir şey yazması gerektiğinde direkt ses kaydı göndererek olayı daha net hale getirmeye başladı. Çünkü bizde çözümler bitmez. Neyse işte diğer gün konuşup hatırlamaya çalıştı. Aradan çok uzun zaman geçmiş yani ne kadar geçtiğini bile hatırlamıyorum ama en az 2 ayı var heralde. Sonra bu adam dogalselectionu arayıp bir ilişkisinin olduğunu söylemiş. Yani burada aldı bizi bir gülme. Yani şimdi bunu arayıp benim arkadaşıma bildirmesinin nedeni nasıl bir mallık olabilir diye sorguladık. Ben bambaşka bir dünyada iken o nasıl bir kafadaydı da ondan umudu kesmem için başka bir ilişkide olduğunun haberini bana yolluyordu.

Bu konuda dogalselectionun ona tepkisi tam yerindeydi. Kendisine mi benimle ilişkinin bittiğini kabul ettirmeye çalışıyordu yoksa hayatındaki yeni kişiye bak ona da söyledim artık seninleyim mi diyordu. Bu konuyu hiçbir zaman bilemedik ama bizim ara sıra hatırlatıp kahkaha atmamıza neden olan bir hatıra olarak aklımızda kaldı. Sonrasında da baya üzerine geyik yapmıştık. Hatta şimdi düşünüyorum; üzerinden o kadar zaman geçmişti ki Ayşe ile ev arkadaşı olmuş onunla da baya bu duruma gülmüştük. Bir insan aylar sonra niye böyle bir şeyler yapar hiç bilemedik.

İşte artık Türkiye ile bağlarımı koparıp yeni hayatımın şubesini açmaya başladığımız dönem böyle başlıyor.

Sırtınızda ilişkilerinizin korkunç yüklerini taşımayın.

Hayat bir kere, tam da şu anda yaşanıyor.

Hiçbir şeye değmez.

Aşk hariç. Çünkü eğer aşk varsa o yolda çekilen bütün acılar kutsallaşabiliyor.

Yoksa siktir edin.

Şimdi şehrin ikinci bölümüne devam edebiliriz.

Strasbourg’ta 3 Türk kadını olarak ilginç anlara imza attık.

Yakında, buralarda.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir