bazenöyleolur

Kendimi bile çizmiştim kahraman olurum umuduyla.

‘Ben Çok Beğendim.’ Kategori Arşivi

Ayak İzi

y2w9

 

Gerçekten keyifsizliğe kurban gidip hiçbir şey yazmak istemediğim günler oluyor. Her gün bir şeyler yazmaya başlayıp sonra da “ehh başlarım senin çarkına” diyerek kapatıyorum sayfayı. Bloga trip attığım günleri yaşıyoruz. O yüzden eksik kalıyorum buralardan.

Dün yine yazı yazacaktım yine kapatınca moralim çok bozuldu. Keyifsizliğin ağzını burnunu kırmak isteyip açtım son ses eğlenceli hoppidi hoppidi müzikler dans etmeye başladım. Yatakta zıplayıp evde oradan oraya koşmalar biraz olsun enerjimi yerine getirdi ama yine de yazıyı yazamadım. Halbuki size çok beğendiğim bir aileyi tanıtacaktım. Bu sabah erkenden kendime direnip yazmaya başladım.

Geçen gün bir link attı Hülya. Böyle incelemeye başladım siteyi ve imrendim. “Ya siz ne kadar güzelsiniz.” diyerek bağrıma basmak istedim. Şimdi sitenin sahibi bir kadınla tanışıyor. Birbirlerine aşık oluyorlar ve hikaye böyle başlıyor. Kadınla Dünya’nın türlü yerlerine seyehate başlıyorlar. Sonra adam ilginç bir çalışma yaparak gezdikleri her yerde kendi ayağıyla birlikte aşık olduğu kadının ayağının fotoğrafını çekiyor. Evet, böyle anlattığım zaman çok sıkıcı ya da basit gelmiş olabilir ama siteyi incelediğiniz zaman gerçekten bayılacaksınız. Karda, denizde, dağda, yolda… Her yerde mutlu iki çift ayak size gülümsüyor.

hım

Aslında her şey bir bebekten sonra daha da ilginçleşiyor. Bu tatlı çiftin bir bebeği oluyor ve bebekleriyle de hastanede ilk üç çift ayak fotoğrafını çekiliyorlar. Bebeğin olması seyehatlerini durdurmuyor ve artık gezdikleri yerde çekildikleri fotoğraflara minik ayaklar ekleniyor. Kızları Matilda şimdi 2.5 yaşında ve çok tatlı.

Sevgili Tom daha farklı çalışmalar da yapıyor. Hatta niyet ettim bunun bir değişik versiyonunu da bir gün ben yapacağım. Tom baba olacağını öğrenince sevdiklerine bunu müjdelemek istemiş haliyle. Ama yanına da fotoğraf makinesini almayı ihmal etmemiş. “Ben baba olacağım.” diyerek ki şu an bunu ben uydurdum, belki başka bir şey demiştir bilemiyorum ama sonuçta hepsi aynı kapıya çıkıyor. Her neyse işte adam baba olacağını müjdeleyince karşısındaki insanların tepkilerini karelemiş ve onunla da ayrı bir sayfa yapmış. O kadar anlamlı ki çok hoşuma gitti.
Olur da bir gün evlenirsem, hani kimse benim evlenmemi beklemiyor ya hepsine bu haberi verdikten sonra surat ifadelerini ölümsüzleştirmek istiyorum. Ayy çok keyifli resmen.

Eğer siz de siteyi incelemek istiyorsanız ki bence inceleyin hemen linkleri veriyorum.

Ayak izlerini bıraktıkları koleksiyonları; tık tık.

Baba olacağını öğrenen sevdiklerinin tepkileri; burada.

Arayı çok açmadan geleceğim buralara yine. Öpüyorum sizi.

Kocaeli Üniversitesi – İletişim Fakültesi

Kocaeli Üniversitesi – İletişim Fakültesi sonucunu gördüysen yazıyı okumaya devam edebilirsin. Bu rengarenk, çılgın ama bir o kadar da umarsız fakülteyi tanımaya başlayabilirsin.

Bizim fakülte sıcak bir fakültedir. Sıcak öğrencileri sever, soğuk öğrencilere gıcık olur. Merdivenlerde oturup tanımadığı insanla bile iki muhabbet edeni sevip kollayıp kasıla kasıla yürüyenin ayağına çelme takar. O yüzden insancıl olmayı öğrenin arkadaşlar. Bir iletişimci iletişim kurmayı beceremiyorsa okumayı bıraksın. Yobaz olmayın, insan olun lütfen.

Kazanır kazanmaz sınıfınızdaki herkesi facebooktan eklemeyin. Gerçekten eklemeyin. Sonra sınıf olarak yıllar sonra bile sizinle dalga geçerler. Biz mesela bizim bir arkadaşla dalga geçiyoruz. Zaten o eklediğiniz insanların çoğuyla selamlaşmayı bile keseceksiniz. Yine kesmeyin, insanlardan selamı eksik etmeyin. Hoş olmuyor. Neyse.

Fakülteye girdiğiniz zaman çoğu zaman sizi Radyo Ki yayını karşılayacak. Fakültesinde müzik çalan tek fakülte olmanın haklı gururunu yaşayıp özellikle FEFcilere ve mühendislere hava atma lüksüne sahipsiniz. Bizim radyomuz o, sahip çıkın. Aynı zamanda Kocaeli’nin en çok dinlenen radyosudur. Bunu da demeden geçemeyeceğim.

Çeşitli atölyeleri vardır. İletişim Kulübü’nü ve İletişim Çalışmaları Atölyesi’ni çok sevin. Sizi 4 sene boyunca yetiştirebilmek için çeşitli etkinlikler, seminerler, söyleşiler düzenlemeye çalışırlar. Bütçeleri yoktur, zaten hep fakirlerdir ama yürekleri kocamandır. Bu yüzden atölyelere ve kulüplere sahip çıkın. Onlarla bağınızı kurun. Bölüm atölyelerinizde de yer alın. Kendinizi geliştirmekten kaçmayın.

Bakın iddia ediyorum, en güzel domatesli kaşarlı tost Yılmaz abinin tostudur. O tostu yemeden zaten mezun olamıyorsunuz. En güzel çay Yılmaz abinin çayıdır. Çayınızı tostunuzu alıp fakültenin önünde sohbetinize devam edebilirsiniz. Ayrıca her sıkıntınızı derdinizi de Yılmaz abiye anlatabilirsiniz. Küçük fakülte içi kantinler ölmesin, sahip çıkalım.

Fakültemiz küçük olup her bölümün ders yapacağı derslikler bellidir. Hatta çoğu zaman sınavlarda da bellidir. Tahmin edip oraya yarım saat önce gidip Füsun hocamın tüm kuramlarını döşediğimiz olurdu. Tabi artık bizim sınıf kopya konusunda nirvana yaptığı için artık sistemi değiştirdiler. Mezun oluyorum ama hala kopya çekmeyi beceremiyorum lanet olsun. Son sınavımda ben de telefonumu çıkartıp kopya çekeceğim. Ebru hoca eğer gözetmen olarak sınavınıza girerse başınızı kağıttan kaldırmayın arkadaşlar.

En kötüsü de geçme notu 75 olmuş. Canınızı sıkmayın, çünkü canınızı sıkmak hiçbir işe yaramıyor. Füsun hocadan 80 aldığım gün, benim bu fakülteden mezun olma vaktim gelmiştir dediğime göre belki birazcık canınızı sıkabilirsiniz. Hocalarımız iyidir, güzeldir ama birçoğu egosunun kurbanı olmuştur. Ayrıca birçoğu projeler konusunda yardımcı olmamaktadır. İletişim fakültesi biraz da kendin pişir, kendin ye mantığına sahiptir. Siz bir şeyler yapmadan, bir şeyler alamazsınız. Bunu baştan bilmelisiniz.

Fakültede değişik görüntülere hazır olmalısınız. Çılgın birkaç öğrenci yere oturup « Keyfimize Sponsor Arıyoruz! » kartonuyla insanlarla sohbet eder. O öğrencilere bir çay ısmarlayın, jelibon, cino alarak yanlarına oturun. Gelenek haline gelen etkinliklerden eksik kalmayın. Gençlere/bizlere sahip çıkın.

Umuttepe olarak köpeklerle çok iç içe olduğumuz için lütfen köpek korkunuz varsa bunu yenin. Zaten başka bir şansınız da yok. Hele iletişim köpekleri bir başkadır. Birinin yüzünde pembe bir ruj vardı, fakültede geziyordu en son.

Ayrıca İzmit’i sevin. Önyargılarınızla gelip kendinize üniversite hayatını zehir etmeyin. Bir şehir yaşadıklarınızla özel, yaşadıklarınızla güzeldir. Tadını çıkartın.

Ya bir de lütfen marjinal olayım diyerek kendinizi rezil etmeyin.

NOT: Kayıta giden arkadaşlar lütfen köpeklere su verin. Yazın gerçekten çok susuz kalıyorlar.

Yaratıcılık Sınır Tanımıyor!

bu

Gecenin bir yarısı yatmama rağmen tüm senenin verdiği alışkanlıktan dolayı sabah erkenden uyanıyorum. Uyandığım zaman ne yapacağımı şaşırıyorum. Bugün organizasyon yok, bugün etkinlik yok, Tuğba bugün hiçbir şey yok diyorum. Sonra kendime aman « bazen öyle olur » diyerek kendimi internetin derin sularına bırakıyorum.

İşte bu sabah da bloglardan, twitterlara, facebook sayfalarına derken ilginç ne var ne yok diye bakıyordum. Sonra twitterdan bir hesaba atladım, oradan da bloguna. Karşılaştığım blog ile resmen hazine bulmuş duygusuna büründüm. Bilirsiniz ben sanatsal, sürprizli, eğlenceli şeyleri çok severim. Bu yüzden bu blogu da alıp bağrıma basmak istedim. Ne kadar güzel bir fikir, ne kadar güzel bir emektir onlar dedim.

Bloga girdikten sonra böyle tek tek bakıyorum ama bakmaya doyamıyorum. Her bir postta « bu ne kadar da yaratıcıymış böyle » demekten kendimi alamadım. Kendinizi şımartmak mı istiyorsunuz? Bence yapacağınız en iyi şey bu bloga girip 5 soruyu cevaplayıp size özel hazırlanan sürpriz kutuyu beklemek olacaktır. Tabi bunun yanında arkadaşlar, sevgililer yani herkes olabilir.

Yapılan kutular, o kadar güzel hazırlanmıştı ki kesin bir ekip işidir diye düşündüm. En azından yardımcı olan bir arkadaşı olmalıydı. Sonunda kendime engel olamadım ve bu blogun sahibini tanımak için mail attım. Kendisiyle konuştuk, çok sevdim kendisini.

28 yaşındaki Bahar, tek başına kendisi hazırlıyormuş kutuları. Ocak ayında başlamış kutuları sahipleriyle buluşturmaya. Ancak bunun öncesinde de 6 aylık hazırlık süreci geçirmiş. Blogun açılması, belli bir çevrenin kurulması ve tutunabilmek ister istemez zaman gerektiriyor. En sonunda da bu haliyle karşımıza çıkıyor.

Bahar, tam anlamıyla kendisine hazırlarmış gibi özenle ve yaratıcılıkla bir hediye paketi hazırlıyor. Kutulara kendi hazırladığı şeyleri de koymayı ihmal etmiyor.Çok daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Spoiler verme konusundaki katı fikirlerimden sonra kendiniz keşfe çıkın diyorum.

Sipariş vermek ve diğer çalışmaları görmek için; 1 fikir 1 sihir tıklayın lütfen.

Twitterda takip etmek istiyorum diyorsanız; tıklayınız.

Ayy instagramda da kaçırmak istemiyorum diyorsanız; bir tık da buraya. 

 

Not: En yakın zamanda kendimi şımartmayı düşünüyorum. Bol sürprizli bir kutuyu beklemeye geçmek için tatil bitimini bekliyorum. Yeni evimizde yeni kutumla mutlu olmak istiyorum. Belki Pınar’ı da ikna ederim. :))