bazenöyleolur

Kendimi bile çizmiştim kahraman olurum umuduyla.

Temmuz 2016 Arşiv

Böyle böyle.

  • İnanın neresinden tutsam elimde kalıyor. Bu yüzden tutmamak öylece boşluğa bırakmak daha mantıklı değil mi? Yani en fazla kaybolurum.
  • Şöyle bir bakıyorum; bir daha bakıyorum, ne de güzel gülümsüyor. Haberi yok ama gamzesine umutlarımı sakladım.
  • Hayatım boyunca her şeyim son anda gerçekleşiyor. İşte bu sebepledir ki hala birazcık içimde umut kırıntıları mevcut. Ev bulacağıma olan inancım işte hep bu yüzden. Halbuki Cuma ya da Cumartesi taşınmam gerekiyor.
  • Düşünmekten çok yoruluyorum. Neyi düşündüğümü bile fark etmeden dalıp uzaklara gidiyorum. Bazen küçük bir kız çocuğu beliriyor gözlerimin önünde. Yeşilliklerde koşmak istiyor, biraz da papatya toplayıp saçını papatya suyuyla yıkamak istiyor. Saçları papatya koksun istiyor, biraz da doğal yöntemlerle rengi açılsın. Çünkü küçük. Her şey onun için çok masum. Büyüyünce hayat pek masum değil. Doğallıklar yerini yapay sohbetlere bırakıyor. Şimdi o küçük kız koşarak uzaklaşıyor, bizim dünyamızdan. Üzülüyorum.
  • Hiçbir şey istediğimiz gibi olmuyor değil mi? Hep bir engel, hep bir dolambaçlı yol ve hep bir mutsuzluk var. Belki de bizim kuşağımız mutsuzlukla lanetlenmiştir.
  • Hayır, yemeyeceksin diye diretiyor. En sonunda pes ediyor; o halde yemekten sonra sadece 1 tane yiyebilirsin diyor. Ben kazandığımı düşünürken asıl kazanan o oluyor ve ben üzülüyorum Benim küçük çocuğum; günlerdir çok fazla tükettin ve bu yüzden hastalandın. Yine filozofun dediğine geliyoruz ve sen dün gece ağrıdan kıvrandığını unuttun çünkü şu an sadece dondurma yemek istiyorsun diyor. Dondurma yiyerek intihar etmek mümkün mü diye soruyorum ve ardından kahkaha atıyoruz.
  • Fransızca çalışacak motivasyonumu kaybettim. Belki de hiç olmamıştı. Bir an önce kendimi toparlayıp ders çalışmaya başlamam gerekiyor. Yoksa sonum pek iyi görünmüyor.
  • Sevgi mi? Bilemiyorum.
  • Biraz biraz kafayı yedim galiba. Belki de hepimiz kafayı yemişizdir ve aslında akıllılar bize biraz tuhaf geliyordur. Kimbilir belki sen de delirmişsindir. Delirmedin mi? Peki.
  • bazen öyle olur. 

Boşluk

Bazen öyle olur. 

Ne çok oldu buralara bakmayalı. Her defasında aynı şeyleri söyleyip kendime sözler verdim ama yazmaya devam etmedim. Bıraktım. Usulca kendimi boşluğa doğru bıraktım. Nerede ve ne zaman kaybolduğuma dair hiçbir fikrim yok. Çantama her defasında yüklenen hayak kırıklıkları artık belimi büküyor.

Neden bilmiyorsun diye sormuştu. Bilmiyorum çünkü kayboldum demiştim. Belki o zamandan beridir ne zaman bir şey sorsa bilmiyorum diyorum. Çünkü bilmiyorum diyerek geçiştirebiliyorum. Artık ne zamana kadar geçiştirebileceğimi bilmiyorum. Zaten insan kendisini de ne zamana kadar geçiştirebilir ki? Ben de öyle düşünmüştüm. Bu nedenledir ki her şey eskisi gibi değil. Belki de hiçbir şey eskisi gibi değil. Ben de eski ben değilim, blogta eski blog değil.

Eski sevgilim yazılarımı sildikten sonra oluşan hayal kırıklığı ile bir daha buralara adım atamadım. İnsan vaktiyle hayatına aldığı insanlardan pişman olmaması gerekiyor. Her insan yeni bir dünyadır. Ama her aptal insan, bir zaman kaybıdır. Zaman kaybı dışında bir de işte blogumdaki yazıları kaybetmiş oldum. Üzerinden aylar geçti ama her bloga girdiğimde sinirim hala yaşıyor.

Şu sıralar kafam çok karışık. Ne istediğimi ne yapmak istediğimi bilmiyorum.

En azından artık bildiğim bir şey var. Eğer olur da Türkiye’ye dönmeye karar verirsem; yalnız dönmüyorum. Evet, bu konuda oldukça ciddi. Ben mi? Hala bilemiyorum.

Bu arada taşınacağım. Bu da çok sinir bozucu bir dert. İstediğim gibi bir ev bulabilmek için sinirlerimi kaybetmek üzereyim. Umarım bir sonraki yazıyı size yeni evimden yazıyor olurum.

Ne güzel olur değil mi? Olsun, lütfen.