Hiçbir şey

blt

İzmit’in kasvetli sabahlarına gözlerimi açtığım zamanlar, içimde hep derin bir sızı birikiyor. Tarif edemediğim ve nedenini bilmediğim bir hüzün en kırılgan noktalarımdan sarmalıyor. Dokunsam sanki orada ama yaklaşsam göremiyorum. Ben de o zaman her şeyi bir kenara bırakıp o günü ölü kabul ediyorum.

Ölü numarası yapmak istiyorum. Sadece günü değil kendimi de kaybetmek istiyorum. Nedendir hala bilmiyorum günlerdir kabus görüp uykudan sıçrayarak uyanıyorum. Ne gördüğümü hatırlamıyorum. Sadece hep bir korku ve sıçrayış aklımda kalıyor. Bilinçaltıma sen neler karıştırıyorsun diye sormak istiyorum ama aldığım cevaptan hoşnut olamama ihtimalim beni endişelendiriyor. O yüzden ben sormuyorum, o da anlatmıyor. Kendi aramızda gizli saklı anlaşmalar yapıyoruz.

Kabusları bir kenara bırakırsak yine düzensizliğe yelken açtım. Ne zaman uyuyorum, ne zaman uyanıyorum ve hangi ara yemek yiyorum bilmiyorum. Hepsi birbirine girdi ve bir türlü düzene girmek istemiyorlar. Halbuki sabah gözlerimi dinç bir şekilde açıp güzelce kahvaltımı yapsam ardından biraz yürüyüş sonra öğle yemeği ve sonra da akşam yemeği ile günü bitirsem ne güzel olurdu. Hatta bazı gecelere sıcak çikolata ile bazı gecelere de sahlep ile son verebilirim.

Günün yorgunluğunu biraz müzik, biraz sıcak çikolata ve biraz da kitap ile bitirmek istiyorum ama artık ne ara bittiğini bile bilmiyorum. Kafamı koyduğum yerde uyuyakalıyor, bir kaçış sezonuna giriyorum. Otobüste uyuma modalarım başladı. Bir gün gözlerimi bambaşka bir yerde açacağım ve panik bir halde kendime bağırıp duracağım. Bilmiyorum, her şey olabilir.

Gideyim de biraz Beirut dinleyeyim.

Siz de hiç beni özlemeyin tamam mı?

Çok şey yapmam gerekirken hiçbir şey yapmıyorum.
Hep biraz boşvermişlik, biraz sıkıntı ve az biraz da serserilik var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir