Eskimeyen Günler

14 yaşındaydım ilk önemli oyunumdu. Çok heyecanlıydım. Hatta kalbim yerinden fırlayacak, tüm repliklerimi unutup rezil olacaktım. Günlerce çalışmış olmanın verdiği yorgunluğu da atamamıştım. Ayrıca o da ortalıklarda yoktu. En ihtiyacım olduğu zamanlarda neredeydi acaba. Salonda tam da o saatlerde çalışmamız vardı. Beni son kez çalıştıracağına söz vermişti. Her şey mükemmel olacaktı.

Beklemekten gerilmiştim ve kendi kendime çalışmaya başlamıştım. Işık odasında kim vardı şu an hatırlamıyorum pek. Ama bizimkilerden biri vardı. Yaa hayır bu ışığa hazır değilim diyordum. Heyecanım her yere yayılıyordu. Tüm her yeri kontrol altına almıştı sanki. Sonra Barış geldi, derin nefes al ve başla dedi. Gelmedi daha, onunla çalışacağım diye inat ettim. Sonra telefonla aradım, açmadı.

Ayrıca kontörüm de çok azdı. O zamanlar faturalı kullanamıyorum tabi. Alo dediğinde bile 2 kontör gittiği dönemlerdi. Mesaj içinde zaten 2 kontör gidiyordu ama neyseki benim o zamanlarda 2222 Turkcell mesaj paketlerim vardı. Mesajlarıma zaten dönmemişti. Son 4-5 kontörümle onu arıyordum ve açmıyordu.

Çalıştık ve artık yorgun düşmüştük. Sahnede oturup dinlenmek için ısınma hareketleri yapıyorduk. Ne de güzel dinlenme yöntemimiz vardı. Sonrası biraz silik. Koltuklara gidip çantamı alıyordum belki de. Salonun o gürültülü kapısı açıldı çığlıklarla. Ben geldim yaa, offf geç kaldım, anlatacaklarım var sana diye çığlık atıyordu. Küsmüştüm ben! Bana ne diye bağırıyordum. Bir de lalalala duymak istemiyorum seni çocukça triplere giriyordum. Gerçekten keyfim yoktu. Yanımda olacağına ve onun çalıştıracağına söz vermişti. Eğer söz veriyorsan sözünü tutman gerekirdi. Bu konuda en baştan anlaşmıştık.

Merdivenlerden zıplayarak iniyordu. Sonra güm güm sesleri. Kafamı kaldırdığımda yerde öylece yatıyordu. Öyle panik öyle bir acı çığlık attım ki dışarıya kadar sesim ulaşıp koştular. Kanları görünce hüngür hüngür ağlamaya başladım. Ne olur aç gözlerini affettim ya küsmemiştim zaten diye başında bekledim. Sonra ambulans geldi, sonra onu hastaneye götürdüler. Abisi gelip beni de götürdü.

Onun iyi olduğunu görene kadar ağladım. Sonra kendisine geldi. Başında ve kaşında dikişler vardı. Bacağında da alçı vardı. Uzun bir süre alçıda kaldı. Hiç unutmam çıldırıyordu o günlerde. Kendisine gelince doktor olacağım dedi. Ayrıca sen de panik olmamayı öğreneceksin dedi. Gerçekten iyi bir doktor olmuştu. O gün verdiği kararı hayatı boyunca uyguladı. Ben de bu olaylar karşısında biraz daha soğukkanlı olmayı öğrendim.

1 gün sonra hani o başında dediğim benim için çok önemli olan oyunum vardı ya oynamadım. O hastaneden çıkamazdı ve ben de o yokken oynayamazdım. Bana çok kızdı ama sonra gülümsedi. İkimizde birbirimizi o gün affetmiştik. Ama malesef hocamız affetmedi. Sonraki 6 ay boyunca sadece tirad yapmıştık ve oyunlardan ceza almıştık. Aslında ben almıştım ama o da beni yalnız bırakmamıştı.

O oyun çok şeyi bağlamıştı aramızda. O yüzden evet benim için önemliydi.

Şimdi sessizce kadeh kaldırıyorum eski günlere…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir