Ecoute moi !

Aslında yazacak ne kadar çok şey birikti. Konuşmaya başlasam gece gündüz susmadan bir şey anlatabilir gibiyim. Ama isteyerek ya da bilmeyerek başlamıyorum. İçimde iyiyi de kötüyü de biriktirerek bir okyanusa dönüşüyorum. Sonra yağmur yağıyor. Hem de öyle çok yağıyor ki kalbimin üstüne bir şey örtmeye fırsat bile bulamıyorum. Üşüyorum, bir titreme sarıyor bütün bedenimi. Kimi zaman bir yalnızlık hali, kimi zamanda koca bir kalabalık.

B o ğ u l u y o r u m a n l ı y o r m u s u n u z ?

Bazen mutlu olmak için her şey sağlanmasına rağmen tatmin olamayabiliyormuşsunuz. Böyle derlerdi de inanmazdım. Bütün şartları sağladığım halde mutsuzluktan ölüyorum. Sahi, mutsuzluktan ölünür mü? Ölünmezmiş ama sürüne sürüne ölmekten beter olurmuşsunuz. Yani tecrübe ile sabit değil ama ihtimaller üzerine inşa edilmiş durumda.

Hayatımdaki kararsızlıkların beni nefessiz bıraktığı anlarda mutsuzluktan ölecekmişim gibi oluyor. Garson menüyü veriyor ve benden o süre zarfında bir şeylere karar vermiş olmamı bekliyor. Yapmayınız. Ben menüye saatlerce bakıp bir arpa boy ilerleyemiyorum. Hayatımın her alanındaki bu kararsızlık kimi zaman günlerce ve hatta haftalarca hiçbir şey yapmadan öylece duvarı izleyerek geçirmeme neden oluyor. Evet, kararsızlık anlarında en büyük hobim duvarı izlemek. Duvarı izlerken bütün seçenekleri renklendirip duvara yansıtıyor ve izliyorum. Her şeye rağmen yine de orada kalıyorum. Ne kadar tuhaf değil mi? Halbuki hayatımız bundan biraz daha farklı olacaktı.

26 yaşına birkaç ay kala hayatımın bu döneminde birçok şeye geç kalmış gibi hissediyorum. Neye başlayacak olsam ama artık senden geçti şekerim diyorum. Neden bu zamana kadar başlamamış olduğumu düşünüp pişmanlıklara boğuluyorum. Peki o sırada bir şey yapıyor muyum? Kocaman bir H A Y I R ! Ne kadar tuhaf varlıklarız. Sorunu tespit ediyoruz, çözüme el uzatmıyoruz. Tespit ettiğimiz sorundan kendimize kocaman bir pişmanlık ve üzüntü çıkartıyoruz. Oysa her şey daha farklı olabilirdi değil mi?

Önceden sabit cümlelerim vardı. Kafam kadar kalbim de karışık derdim. En azından kalbi hallettik de bu koca kafayı ne yapacağız bilemiyorum. Biliyorum, buraları usulca okuyor ve bazen kendinizden bir şeyler buluyorsunuz. Beni en çok yıllardır okuyan okuyucularım bilir. Çocukluğumdan, üniversite yıllarına ve o zamanlardan şimdilere ne karışık durumları birlikte yaşadık ve sonunda da alnımızın akıyla çıktık.

Fransızca bir cümleyle bitirmek istiyorum.

Je me suis trop longtemps occupée des autres.
A partir de maintenant, je pense à moi !

Uzun yıllardır başkalarını umursadım.
Şu andan itibaren kendimi düşünüyorum.

Bencil olmayın ama kendinizi de ihmal etmeyin.

Belki kendinizle bir kahve, belki bir kadeh şarap hiç olmadı bir bira içmeyi unutmayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir