Aslında Ben Yokum

Ne çok olmuş buraya yazmayalı. Aslında çok kez bir şeyler yazmaya başlayıp ikinci paragrafta taslaklara gönderdim. O değil, bu değil, şu hiç olamaz diyerek ne çok zaman geçirmişim fark etmedim. Sahi bu arada 2013 de aynı 2012 gibi değil mi ya?

Yoğun final haftalarını ardımızda bıraktık çok şükür. Onca sinir stres hepsi şu üç günlük dünya için çok fazla değil mi a dostlar? Onca sinir ve stresten sonra adam gibi tatili hak ettim, hak ettin. Hepimiz hak ettik yahu. Şu an sadece 5 dersim açıklanmış olsa da diğerlerinden de büte kalmayacağımı düşünüyorum. Böylece bütsüz tatilimi 1 aya uzatmış görünüyorum.

Pazar günü temizlikle İzmit’te son günümü bitirdim. Ahh bu arada Pazartesi günü bir staj görüşmem vardı. Bu yüzden Pazartesi erkenden kalktım. Kahvaltıları ne kadar çok sevsem de kahvaltıyı tek başına yapmayı bir türlü sevemedim. İşte bu yüzden çok çabuk hazırlanıp elimde bavul ilk otobüse atlayıp İstanbul’a geçtim. Oradan Taksim sonra Nişantaşı ve sonra arkadaşımla görüşüp heyecanlı bir staj görüşmesine geçtim.

Görüşmeden önce tüm şirketi araştırdığım için kapıyı açan kadının bile adını bildiğimi fark ettim. Çok sıcak bir karşılamadan sonra görüşmeye başladık tabi. Bu görüşmenin benim için ilk önemli anlamı da kariyerimdeki değişikliğe attığım ilk adım oldu. Mezuniyet yaklaşırken bırakıyorsun o beş parasız olsam bile gazeteci olacağım düşüncelerini. Elimde başka bir kariyerde olsun istiyorsun. Biz iletişimcilerin de işte en büyük problemiydi bu. Bir mühendis değilsin ki yerin doldurulmasın. O bölümü okumamış daha düşük ücretle çalıştırabilecekleri biri varken, seni tercih etmemeleri için o kadar geçerli(!) sebepleri oluyor ki.

Diyeceğim o ki görüşmeye çok heyecanlı başladım. Ama tam bir sohbet havasında geçti. Hatta saatlerce sohbete devam edebilirdim. Benden düşünmemi istedi, sonuçta aklında acaba mesleğimde mi kariyer yapsam diye düşünebilirsin dedi. Zaten aklımdaki sorular da tam olarak buydu. Tam olarak emin değildim ama bir yerlerden başlamadan da emin olamazdım. Yaşamak ve görmek gerekiyordu. Sadece düşüncelerinle hayatına yön veremiyorsun. İşte şu an benden telefon bekliyorlar. Tamam deyip takvimimi gönderdikten sonra İstanbul’da staja başlayacağım. 4 gün İstanbul, 3 gün İzmit yoğunluğunu kaldırabilecek miyim asıl korkutan bu beni. Bunu da zaman gösterecek.

Tatilimin ilk günü iş görüşmesi ve yollarda geçti. Bugün de şöyle bir İnci’nin yanına gidip kahve içerim diye planlanmıştı ancak son 2-3 haftada öyle yorulmuşum ki gece kafamı yastığa koyduğum an yarın evden çıkacak halim olmadığını anladım. İşte o saat bu saattir evden dışarı çıkmadım. Açtığım müziğimi, okudum kitabımı. Benim için tatil demek kesinlikle bu olmalıydı.

Çok şatafatlı tatil planlarınızı anlayamıyorum. Benim için tatil demek kendime zaman ayırmak demekti. Sevdiğim kitapları, arşivlediğim filmleri izleyip saatlerce yorum yapmak demekti. Sıcak çikolatamı içip pijamalarımla odadan odaya gezmek demekti. Hatta şöyle 1 hafta geçirmek istediğimi bile itiraf edebilirim. Ama ne mümkün. Yarın kitap fuarına gidip oradan da İnci’nin yanına geçip beyaz çikolatamı içeceğim.

İzmit’ten ayrılınca İzmit’i özlüyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir