Nasılsın?

3sqs

“Yorgun görünüyorsun.” dedi.

Kendi kendime konuştuğumu başımı kaldırıp baktığım zaman fark ettim. Çok şey anlatmıştım. Nerede iyi bir şey var, kıyıdan köşeden toplayıp onları sunmuştum önüne. Bu sefer kararlıyım dediğim ne varsa hepsini ballandıra ballandıra aktarmıştım. Kafamı kaldırıp gözlerine baktım. Kısa bir sessizlik oldu. Bilirsiniz, birkaç saniye bazen dakikalar gibi gelir. Öyle anlardandı.

Sessizliği bozmak için aklımdan birçok şey geçiriyordum. Hangisini öne sürsem derken bir şey oldu. İki kelime döküldü dudaklarından. İnsan bazen bazı şeyleri duymayı beklemiyor. Senin birçok dönemini bilen bir insan tarafından duymayı hele hiç beklemiyor. Sendeliyor, ayağı tökezleyip yuvarlanıyor.

Sadece benim anlattıklarımı dinledi ve “yorgun görünüyorsun” dedi. Ben cevap verebilmek için kelimeleri bir araya getirmeye çalışırken sorduğu bir soruyla artık bozguna uğradığımın farkındaydım.“Nasılsın?”

Ben iyiyim. Ben çok iyiyim. Her şey yolunda. Yeni kararlarım, yeni dönemlerim ve yepyeni yarınlarım var diye anlattığım bilmem mi kaç dakikalık tiradımdan sonra bu soruya verebilecek tek bir kelimem bile yoktu. Yetmezmiş gibi ikilendiler ve ben sadece onlar konuşurken eski dönemlerimi düşündüm. Hiçbiri bundan daha iyi değildi ya da hiçbiri bundan kötü değildi. Her dönem kendi içinde güzellikleriyle ve çirkinlikleriyle boy gösteriyordu. Ancak en çok şu dönemlerime özlem duyduğumu fark ettim. Elbette yine onun sesiyle kendime geldim.

“Kime diyoruz acaba? Hiç mi düz kafa olmayacaksın sen?” diye sordu ve eski çirkef haline geri döndü. Ancak benim karşı çıkacak ya da yeni tezler üretecek enerjim yoktu. Haklıydı, çok yorgundum. Ama insan bunu duymayı beklemiyor. İki dudak arasından çıkıp kulaklara ses olup gelene kadar bu gerçeği reddediyor. Sonra orada bir yerde karşılaşıyorsun.

“Orada olsaydım.” dedi aniden. Belki biraz daha farklı olabilirdi her şey. En büyük sıkıntılarımız, onun hayatıma burnunu sokması, benim onu geri püskürtmem ve bir hakim karşısında anlaşmaya varmamız olurdu. Çok da bunalırsam bir süre görüşmeyelim der aylarca ortalardan kaybolurdum. Şımarıklık gibi görünse de kendimle kalmak isterdim.O da bilirdi yine aylar sonra hiçbir şey olmamış gibi aynı yerden devam edeceğimizi.

“Bundan 4 yıl öncesinin bu zamanlarını hatırlıyorum. Büyüdün, büyüdük.” dedi. Sonra ikimizde içimizdeki gizli yere dokunmanın sancısını gözlerimizde gördük. Biliyorum, ikimizde birbirimizi düşünerek kendimizi topladık. Derin bir nefes aldık ve sonra gündelik yaşamın koşturmasına atladık. Ancak ben daha asıl vurgunu birazdan yaşayacağımdan bihaber, her şeyi unutarak komiklikler şakalıklar yapıyordum.

Pat diye söylediler. “Dönmemeye karar verdik.Bir ona bakıyorum, bir diğerine. Elbette onlar için seviniyorum ama ben burada hele ki böyle günlerde gün sayarken hazır değildim buna. Uzun uzun anlatıyorlar. Ardından bilmem mi kaçıncı kez dinlediğim belirsizlik senfonisine başlıyor. Bir insan hiç mi nefes almadan başka bir insanı bu kadar iyi azarlayabilir? Bebeğin acıkmasıyla benim senfonim de sona eriyor.

Ancak şunu fark ediyorum; yine iki insan hayatındaki ömrümün sonuna geldik. Sonrasını hepimiz biliyoruz. Hayat hengamesi; herkes farklı diyarlarda, ayrı renkler peşinde…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir