Bir şey

bilmiyorum. çok şey olabilir. hiçbir şey  de olmayabilir.
zaten çoğu zaman hiçbir şey olmaz. insan alışıyor.
gitmelere de gelmelere de. en kötüsü ne biliyor musun?
hiçbir şeyliğe alışıyorsun.

Aslında burada size başka şeyler aktarmak isterdim. En azından kahvem yanımda olabilirdi. Eskisi gibi şarap da olabilirdi. Ancak ne kahve ne de şarap var. Şarap içmeyeli de uzun zaman oluyor. Aylardan hangi aydı anımsamıyorum ama birkaç ay önceydi. Şirince’den gelen kavunun tadına daha yeni bakıyordum. Yarım kaldı. Zaten hep bir şeyler yarım kalıyor.

Eksiklik ve yarımlık arasındaki farkı da idrak edemiyorum aslında. Yarım kalınca da eksik oluyorsun, eksik kalınca da yarım oluyorsun. Bir koşucunun bitiş çizgisine varamadan yarı yolda kalması gibi bir şey bu. O da elbette bitiş çizgisine ulaşmayı istemişti ama bu isteğine nefesi izin vermedi. Belki de hızlı bir kalkış yaptı. Koşucuya nereden geldik bilmiyorum. Koşucu yok, zaten bir şey de yok. Hiçbir şey yok.

yarım kalan şeyleri düşünüyorum.
belki de yarım bıraktıklarımı. bu fark etmiyor.
mesela. taslaklarda olan onca yarım yazı.
hepsi içlerinde ayrı hüzün barındırıyordur.
belki de yarımlıklarının hayal kırıklığı vardır. bilemiyorum.
tuhaf. bu gece çok sessiz. biz gibi.

Nereden tutsam bir şeyler dökülüyor. Yarıda kalanların kırıntılarını hangi halının altına süpürdüysem ortaya çıkarmak istiyorum. Bir şeyleri görünmeyen yerlere saklamanın lüzmu yok. Bir süre sonra kırıntılar ayak altına gelmeye başlıyor. Sonra her yer kir pas içinde.

Bir dakika burada bir şeyler yanlış gidiyor. Şu anda ben bu yazıyı burada bırakmak istiyorum. Böylece, yalnız ve bir başına. Zaten hep böyle oluyor. Hiçbir şey yokken her şeyi bir başına bırakmak istiyorum. Bu hiçbir ve her şey döngüsünde zafer kimde onu da bilmiyorum. Zaten konumuz da bu değil. Konumuz Şirince’den gelen şaraptı. Tadını sevmemiştim, anımsamıyorum. Tadını alabilecek kadar da içememiştim. Evet, konumuz tam olarak o şarabı neden içemediğimdi. Sadece kırılmıştım.

Aslında bilirsin, sadece görmek istemezsin. Görüp de görmezlikten gelmeye başladığın an kırılma hakkın elinden alınır. O günün ya da bugünün pek bir önemi yok. Ne kadar ertelersen ya da kaçarsan orada bu gerçekle karşılaşacaksın. Ha Cumartesi olmuş ha Pazar. Boş ver, en iyisi uyu.

akşam yemeğinde babam hepimizi susturdu. dersini verdi.
bildiğimiz hep söylediğimiz şeydi. ama bilmiyorum.
hani babadan duyunca hem de böyle günlerde. tuhaf oluyor insan.
annem  işte yaşadığı bir sıkıntının çözüme kavuşmasını anlatıyordu.
babam susturdu. ve dedi ki.
kimsenin mutsuzluğuyla mutlu olmayın.
sonra da ekledi.
yanınızda da olmalarına izin vermeyin.

Bu arada yazının konusu aslında hiçbir şeymiş. Bir şey beklememeliydiniz. Üzgünüm. Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemezdim. Ama insan bazen başlarken nereye gideceğini ve nerede bitireceğini bilemiyor.

 

Ocak 25.
01.17
Çorlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir