bazenöyleolur

Kendimi bile çizmiştim kahraman olurum umuduyla.

Kızmayın Tamam, Bir Daha Yok Bu Kadar Ara.

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=6OnVyVynhQA?hl=en"><img src="https://i0.wp.com/www.bazenoyleolur.com/wp-content/plugins/images/play-tub.png" alt="Play" style="border:0px;" data-recalc-dims="1" /></a>

.
Yazı yazmaz oldum. Başta bir sürü iş güç derken bir süre sonra da o kadar aradan sonra dönmeye yüzüm olmadı. Şimdi beni sevgi dolu kucaklayın. Özellikle düzenli olarak her gün acaba yeni bir şey yazdım mı diye bakan sevgili sadık okuyucularım sevgiyle karşılasınlar. Ben geldim ve artık düzenli olarak yazacağımın sözünü önce kendime sonra da size veriyorum.

Şimdi kısa kısa neler yaşadım, neler oldu onları anlatayım…

36 gündür Strasbourg’tayım. Ama hala evde bazı işler tamamen bitmedi. İnternet üç gün öncebağlandı, sonunda. Evin boyanması ise resmen 3 haftadır sürüyor. Nasıl oluyor da sürüyor diye sormayın çok uzun bir hikaye. Bugün ve yarın umarım bitecek. Her şeyin bu hafta sonu bitmesini umuyorum. Umarım biter.

İşimi seviyorum. Çok fazla dallı budaklı ve yoruyor olsa da seviyorum. Her şeyi düzene soktuğum zaman bu kadar yormayacağını düşünüyorum. İyi ki Fransa’yı tercih etmişim dediğim anlar kadar keşke seçmeseydim dediğim anlar da olmuyor değil. Ama kendi alanımda bir işi yapmak her şeye bedel diye düşünüyorum. Başka işlerde bu kadar kendimi iyi hissetmezdim ve motivasyonum düşerdi.

Bugün itibariyle Illustrator öğrenmeye başladım. Umarım çok iyi bir şekilde öğrenirim de blogta ilginç ilginç tasarımlar yapıp sizi çıldırtırım. Şaka şaka gözünüze güzel yenilikler yaparım. Tabi pratik yapmadığım sürece öğrenmek zor olur. Zaten bir şeylerin pratiğini yapmazsan öğrenemiyorsun bu amınakoduğumun yaşamında. Küfür ettim biliyorum, çok ayıp. Ama dil konusunda çok sinirliyim o yüzden. Fransızca çok zorluyor. Önceden en ufak tek bir kelime bilgim olmadığı için çok zor oluyor. İngilizce de pratik yapsan da bir yerde tıkanıyor. Bakalım sonu ne olacak gerçekten merak ediyorum. Fransızca’ya kulak dolgunluğu için en az 6 ay veriyorum. Ondan sonra kelimeleri kusuyorlarmış sanmam. Şu an gerçekten üstüme kusuyorlar sanki. Böğürmeden konuş diyesim geliyor ama demiyorum. Çünkü dersem beni anlar. Çünkü Türk.

Yalçın’a gelirsek bu 36 günlük süreçte çok büyük zorluklar yaşadık. Hem de ne kadar zorlu anlatamam. Tepemin tası attığı zamanlar oldu. Tüm bağları kopartma noktasına geldiğimiz ve affedilemez cümleler kurduğumuz zamanlar… Sonra yine nasıl oluyor da bu adam kendisini bana affettiriyor anlamıyorum. Bir şey yapmasa dahi bir anda tekrar hayatımda buluyorum hem de eskisinden daha güçlü bir şekilde.

İşte bu 36 günlük sürecin sonunda çok güçlü bir şekilde birbirimize bağlandık.

Şimdi bu başlangıç olsun, diğer günler daha çok uğrayacağıma söz veriyorum.

Kendimi affettirmek için şarkı bıraktım size.

Bir de Yalçın’da blog açmış. Paylaşacağım sizlerle, biraz daha yazsın da öyle paylaşayım diyorum. Çünkü aylar önce açtığı bloga anca yazı yazdı ve şimdi yine hevesi geçip yazmayı bırakabilir. O yüzden önce bir yazsın, sizlerle paylaşırım. 🙂

Yorumlar

  1. Namesiz
    16 octobre 2014 à 19:37 (5 ans ago)

    -Alıştım, karıştım ben sana Tuba bu blogu aksatma lütfen 😀

    Répondre
    • bazenoyleolur
      17 octobre 2014 à 17:24 (5 ans ago)

      Artık buralardayım, aksatmayacağım buraları. 🙂

      Répondre

Yorum Alanı