Hebele Hübele

Merhabalar Blöög.

Ayran içtik ayrı düştük biliyorum. Ne kadar uzun zaman oldu oturup bir şeyler karalamayalı. Öyle çok şeyler geçti ki üzerinden nereden toparlayıp sana döksem bilemiyorum. O yüzden yine o eskisi gibi ufak ufak değinerek sana geri dönüyorum.

Seni ne zaman terk etsem bıraktığım yerde bulacağımı bilmek huzur veriyor.

Çok yoğun günler, haftalar hatta aylar geçirdim. Gece gündüz çalıştık, didindik ve başardık birçok şeyi. O süreçte çok yıprandım, çok taşlandım, çok püskürtülmeye çalıştım ama yine bir şekilde işlerin içinden başarıyla çıkabildim. İnsan hep diyor neden bu kadar strese tahammül ediyorsun  diye. Bunu ben de defalarca sordum ve sonra 19 Mayıs Pazar akşamı cevabımı tüm gözlere bakarak aldım. O mutluluğu hiçbirimiz hiçbir strese değiştirmeyiz. En azından benim için öyle.

Peşinden bir seçime gittik; kazanacağımı biliyordum ama bu kadar büyük başarıyla komple ekip olarak kazanabileceğimizi beklemiyorduk. Düşünsene, hiç fire vermedik. Hepimiz oradaydık. Bizim için çok gurur vericiydi.

Çok sıkıntılı işler geçirdik. Bahar şenliğinde organizasyon şirketi bizi yarıda bırakıp gitti. Birçok sıkıntıyı yüklenip bir de önümüze bakmaya devam ettik. “Bize her yer sanatsal” bütünlüğünden sonra yine her şeye değdiniğini bir kez daha iyi anladım. Ebru sanatı mükemmel iyi geldi bana. Resim konusunda yeteneksiz biri olmama rağmen çok güzel işler çıkartabildim. Kendi yaptığıma kendim inanamadım. Hocalarım gerçekten mükemmel insanlardı. Sanırım önümüzdeki dönem zamanımı ayarlayabilirsem Ebru sanatına gideceğim.

Seçimden sonra yeni yönetim olarak da çalışmalar başlamak durumunda kaldı. Her şeyi planlamak, dosyalamak ve raporlamak yine günlerimi birbirine karıştırdı. Ne kadar planlarsan planla hiçbir şey aynı şekilde gitmiyor. Onca yorgunluğun üzerine duygusal arkadaşlık gerilimleri her şeyimi tavan yapıp kriz noktasına götürdü.

Hani şöyle bir bakınca kendime uzun zamandır hiç vakit ayıramıyorum. Eve gecenin bir yarısı geliyorum; üzerimi değiştirip başımı yastığa bırakıyorum. Sabahın köründe kalkıyorum maillere bakıyorum yine evden çıkıyorum. Düşünsene aylardır oturup kitap okuyamadım, film izleyemedim, yeni müzikler keşfedemedim.

Yalnızlıktan kaçmıyorum; kendimi arıyorum.

Sonra tam her şey sakinleşiyor derken finaller ve finallerle beraber ıvızr zıvır işlerini halletmek yine beni bitap düşürdü. Bu arada evimizi dağıtıyoruz. Sanırım yeni evi tuttum. Yani tutmuş olmalıyım sözleşmeyi henüz imzalamasam da. 2 hafta sonra da taşınma yorgunluğu olacak. Eşyaları toplamalar, temizlikler, nakliyeler, yerleşmeler… Saydıkça gözümde büyüyor.

Acilen tatile ihtiyacım var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir