Çocuk Gezi Parkı

İnsan doğduğu günde devamlı gündeme maruz kalmamalı.

Her an gözleri acaba yine ne olacak; birileri oralarda yaralanıyor mu yoksa yaralanıyor mu diye panik halinde haberleri takip etmemeli. İnsan üzülüyor, vicdanı sızlıyor.

Bir de hepsinin kenarında şöyle bir video var ki, o kadar güzel, o kadar masum ve o kadar lezzetli ki biraz olsun o pencereden bakmayı sağlıyor insana. Hepsini alıp içine sokmak istiyorum. Yanaklarını sıkıp, kucaklamak istiyorum.

Ağaçlar kesilmesin diye buradayız diyen kocaman yürekler. Çizdikleri resimlerde biber gazına tepki gösteren miniklerimiz. Belki de en çok onlar her şeyin farkındalar ve bir gün herkes unutursa onlar unutmayacak.

Onların gözünden Gezi Parkı.

Can Dündar yine kalemini silah yapıp kelimelerini kurşun gibi atmış.

Adrese teslim plastik mermi
Tam otelin önündeyken, otelin sağ tarafından bir polisin hedef gözeterek otelin girişine doğru plastik mermi sıktığını gördüm. Mermi gelip bir kafamın bir karış üzerinde, otelin giriş kapısına çarptı. Şimdi içerde gaz, dışarda kurşun vardı.
Ve insanlar çığlıklar atarak yeniden içeri, gaza doğru kaçıştı.
Yaralıların alındığı alt kattaki balo salonu, sığınağa döndü. O dakikadan itibaren baygın halde onlarca insan, oraya taşındı, yerlere yatırıldı, eldeki imkânlarla nefes almalarına çalışıldı.
Öksürük krizindeydi herkes… “Doktor bulun, hemen” çığlıkları işitiliyordu. Ağırlaşanları kollarına girip acilen dışarı taşıdılar.
Eldeki tek savunma malzemesi, su şişelerinde hazırlanmış solüsyonlardı. Gaz yiyen çocuklara ve yaşlı kadınlara onunla yardım edildi.
Böyle sakin ifadelerle yazdığıma bakmayın; feciydi.
Gerçekten feciydi.”

Bir kez daha gurur duydum Can Dündar. Bir kez daha sevdim seni.

Yazının tamamını okumak için; tıkla.

Kimsenin kimseyi baskı altında tutmadığı, düşüncelerini ve hukuki haklarla sahip oldukları eylem haklarını kullanabildikleri, derin ve temiz nefes alabildikleri bir hayat temenni ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir