Değişkenlere Bağlı Değişiklikler

İnsan değişmez ama alışkanlıkları değişebilir. Belki aylar önce alışkanlıklarımız değişmez demişimdir. Dediğimi de çok iyi hatırlıyorum zaten. Mesela ilk cümlemde insanlar değişmez dedim ama yazının sonunda insanların değişebileceğini de söyleyebilirim. Bana kim engel olabilir? Ben de öyle düşünmüştüm zaten.

Neyse, diyordum ki; alışkanlıklarımız değişebiliyor zamanla. Mesela bundan 3-4 yıl önce kahve içmeden güne başlayamazdım. Tamamen bir alışkanlıktı ve o zamanlarda bu alışkanlığımdan asla kurtulamayacağımı düşünürdüm. Kahve içmediğim günler baş ağrısından sağa sola saldırırdım. Hiç unutmam bizimkilerle tatilde Karadeniz’i gezmeye karar vermiştik. Kabul ediyorum bizim 1 oyumuz, babamın 10 oyu vardı. Adaletsizlik işte, sonuçta babamın istediği gibi öyle Karadeniz’in batısındaydık. Neyse işte günlerden hangi gündü bilmem ama bir öğlen vakti babam arabaya bir baktırayım dedi. Beni de merkeze at o sırada bir kahve içip kendime geleyim dedim. Küçük bir sahil ilçesiydi. Boydan boya gezmeme rağmen açık hiçbir yer bulamadım. Allah böyle nasıl krizdeyim belli değil. Sordum bir dükkana, açık hiçbir yer bulamıyorum. Neden? Yoksa bilmediğim bir resmi tatilin içinde miyiz diye şikayet ediyorum. Meğersem akşam üzeri açılıyormuş her yer. İlginç bir durumdu ama sesimi çıkaramadım.

Başım ağrıdığı zamanlarda kafamı kopartıp atmak istiyorum. Annemden gelen genetik baş ağrısını atsak atılmıyor, satsak satılmıyor. İşte o yüzden o kahveyi bir an önce içmeliydim. Bir de sadece üçü bir arada içiyordum. Ne yapsam da kahve bulup bu baş ağrısını geçirsem diye düşündüm. Sonra bir ampül çaktı ve gittim markete plastik bardak ile üçü bir arada aldım. Elimde boş boş geziyorum. Sonra bir bahçe kapısı, bir duman, beynimde şimşekler çaktı. Baş ağrısından öleceğime tıklarım kapıyı dedim. Bir gence ve bir teyzeye durumu anlatırken; böyle ben buğulu buğulu sıcak su diye semavere bakıyorum. İşte o bardağa sıcak suyu doldurarak benim kahramanım oluverdiler. Böyle kahve alışkanlığım varken şimdi ağzıma vize dönemlerinde bile zor koyuyorum.

Mesela bir de gece oturma alışkanlığım vardı. Uzun yıllar geceleri okumayı, oturmayı, film izlemeyi yani gece içerisindeki tüm aktiviteleri çok sevmişimdir. Ama gel gelelim bu sene erkenden uyuyorum. Sabah erkenden uyanıyorum. Bir anda nasıl gece oturmalarımdan vazgeçtim bilmiyorum ama bir sabah uyandığımda artık daha düzenli olmam gerektiğini biliyordum. İşte o günden beri artık her gece gün ışığını bekleyerek oturmuyorum. Halbuki az mı güneş doğsun da bir yürüyüşe çıkalım, gelirken börekçiye gideriz sonra gelir bir güzel uyuruz diye uykunun geldiği noktada geri göndermiştim. Şimdi gözlerimi açık tutmaya çalışmak yerine kapanması için uğraşıyorum. Böylesi daha güzel, şikayetçi değilim.

Ayrıca geçen yıl daha çok sorunla boğuşurken hatta hiçbir şey yapmaya vakit bile bulamazken ve evet mutsuzken ne kadar da sorumlu bir insandım. Şimdi tüm sorumluluk duygularımı buzluğa atmışım da donmuş gibime geliyor. Bu zamana kadar sorumluluklarımdan taviz vermezken şimdi umursamazlığım değiştiğimi ve değişebileceğimi gösteriyor. Her koşulda insanları çok eğlenceli bulurken şimdi hepsini çok sıkıcı bulup müsait bir yere defolup gitmelerini istiyorum. İyiki iyi bir insanım; yoksa canımı sıkan herkesin haklarından nasıl geleceğimi çok iyi biliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir