Çokluk Denklemi

Hiçbir şey yokmuş gibi aslında. Hepsi bir anda geçiyormuş gibi.

Önce keyifsizliğime bakıyorum sonra bir de on(lar)a. Aklımda olan ne varsa hepsini unutup gidiyorum. Ayağımın yerden kayıp gitmesi gerekirken daha sağlam basıyorum yere. “Hayır, kesin kararlıyım. Çekil kenara.” diyorum. Aklımda ve fikrimde olan her şeyin kenara çekilmesi gerekiyor. Öyle ya insanın sorumlulukları ayak altında eziliyor. Önce yere eğilip kaldırıyorum daha sonra da karşıma oturtup bu işin böyle gitmeyeceğini anlatıyorum. Dinliyor, sesini çıkartmadan dinliyor. Böylece sorumluluklarımı da adam etmeyi başarıyorum.

Sorumsuzluklarımla savaşırken bile öyle sıcak bir kucaklama var ki tüm derdi tasayı unutturuyor. Belirsizliklerin Allah belasını versin, size bir şey olmasın dedirtiyor. Ben diyorum. Siz de deyin. Canımızı sıkan her şeyin Allah belasını versin. Yeter ki sevdiklerimiz hep yanımızda olsun. Hani bir reklam var; “Bir tek annem olsun, bana hiç şey olmaz.” diyor ya bence de öyle. Sevdiklerim olsun, bana hiçbir şey olmaz. Sana da olmaz.

Mutsuz değildim ama mutlu olduğumu da söyleyemiyordum. Yani denklemlerde olduğu gibi duygularımı tanımlayabilmek için her şeyi eşitliğin karşısına attım. Buradaki x elbette ben oluyorum. Sonra x eşittir, içinden çıkılamaz karışık ve çoklu bir denklem hâlini aldı. Halbuki 1+1 her zaman 2 ediyor. Çoğu zaman bu gerçeği gözden kaçırıyorum. Eğer tek değilsem, mutsuzluğu hak etmiyorum. Mutluluğu da hak edecek ne var ki diye kendime sorunca nötr bir hâl alıyorum. Sonra bir şey fark ediyorum. Çok önemli bir şey fark ediyorum.

Kollarını açmış bana bakıyor, sarılıyorum.

Öyle içten ve öylesine doğal ki şükrediyorum.

Tanrıya her sabah yeniden teşekkür ediyorum.

Sizce de kardeş çok güzel bir şey değil mi?

Bence çok güzel bir şey. Hiç enerjin yokken bile sana kocaman sarılıyor, için mutluluk doluyor.

Bir de iki kardeşin varsa çok daha güzel bir şey.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir