Anne ben çıldırdım!

Deniz_kum_gunes_Sea_beach_sun

.

– Napıyorsun sen?

+ Yunan adalarından bildirmek isterim ki güneş içime içime işliyor. Mavi öyle sonsuz ki tüm negatif enerjimi yok ediyor. Ayağımı serin sulara sokarken kitabımı okuyorum. Bir de hafif bir esinti var onun tadını çıkartıyorum.

– Sen benimle dalga mı geçiyorsun?

+ Kapat kapat, yakışıklı çocuklar var.

Ne yapıyor olabilirim acaba? Odamdan bildiriyorum, editörlüğünü yaptığım kitabın sayfalarını okumaya çalışıyorum. Bir yandan facebooka, diğer yandan twittera bakıyorum sonra da hop hepsinden sıkılıp elime geçen gün başladığım kitabı alıyorum. Dengem bozuldu; neye saldıracağımı şaşırdım.

Geçen günkü tatil sendromu yazımı okuyup ne yaptığımı sormak için aramış beni. Değişen hiçbir şey yok; her yaz aynı sen diyor. Değişen ne olabilir ki? Sen evlendin ve 1 bebiş var he bir de İtalya’ya yerleştiniz başka bir değişiklik yok çok şükür. Onun dışında idare ediyoruz işte. Her gün, dünün aynısı mübarek.

Bak, mesela artık kitabı bitirene kadar kendimi her şeyden uzak tutuyorum. Resmen kendimi cezalandırmaya başladım. Yakında interneti de elimden alabilirim. Bisiklet keyfime bile ara verdim. Ama inat ettim dostlar; kitabı ay sonuna kadar bitireceğim. Tamamını ay sonuna kadar bitirip bu sefer de kapak için araştırmalara başlayacağım. En güzeli ise bayramdan sonra özgürüm demek. Özgürüm ya özgürüm!

Sanırım kitap sonrası ilk işim İzmit’e gitmek olacak ya da İstanbul’a bilemiyorum. Belki Tekirdağ’da olabilir. Bunlara özgürlüğümü tekrar elime aldığımda karar vereceğim. Tam kendimi verebilsem 15 günde tüm özgürlük elimde ama yok yani her şeyi kendime cezalar vererek ancak ay sonu diyebiliyorum. Buradan çıkaracağımız en önemli sonuç, masa başı iş kesinlikle bana göre değil anne. Yıllar önce o fallarında çıkan şey doğru valla biliyormuş teyzeler.

Mağazalardan, dükkanlardan, ıvır zıvırlardan uzak durdukça kendimi internet alışverişine iyice verdim. Babam septomlarımdan yola çıkarak çeşitli hastalık isimleri uydurdu. Sonra en sonunda hiçbirini beğenmeyip o alışveriş siteleri çöker inşallah dedi. Adam haklı; internetten tek başına yaptığı ilk alışverişte hatalı ürün geldi. Yok iadeydi, yok faturaydı uğraştı durdu. Gelseydi cillop gibi ürün, bunlar böyle mi olurdu? Neyse işte bugün de nefsime hâkim olamadım ve verdim yine bir şeylerin siparişini. Allah’ım haftaya ve ondan sonraki haftaya aralıklarla kargolar gelecek, ne çok mutlu olacağım. Hüloğğğğ!

Not: Bu arada bir önceki yazımda bahsettiğim kutudan Pınar ile sipariş vermeye karar verdik. Zamanlama olarak Eylül ayını düşünüyoruz. Evi yerleştirdikten ve huzura erdikten sonra siparişlerimizi veririz.

Not 2: İnternette bir türlü istediğim gibi bulamadığım beyaz platform topuklu ayakkabı almak için çarşıya gitmem gerekiyor. Sefa özel tasarım yapmak istediğini ve bu yüzden beyaz ayakkabıya ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu çılgın çocuk yakında tüm evrene graffiti yapacak.

Not 3: Kuzenimin düğünü yüzünden Rock’n Coke’daki sanatsal çılgınlığına katılamıyorum. Bizim üniversiteyi ben organize ediyordum; bir ara, araya giren final, büt ve yaz tatili nedeniyle umutsuzluğa kapılsam da orta oyunu ve pantomim hazırlandı bile. Ekstra olarak yeni atölye fikirlerini de sundum. Hepsi sevinçle karşılandı. Ahh bir de ben de gidebilseydim! İçimde kalacak resmen. Neyse tatile gideceğim hem ben. 🙁

Not 4: Balkona bizimkilerin yanına geçip çay keyfi eşliğinde düğün, dernek, çeyiz muhabbetlerine tam gaz devam edeyim. Evlenen kuzenin mi var, derdin var. Bak bir de sürpriz gösterim hazırlayacakmışım. Pff.

Not 5: Gidiyorum; başka notum yok.

Not 6: Valla son notum; zile basan elleriniz zile yapışır inşallah!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir