Yaşam şehri

Nereden olursa olsun bavulları toparlayıp gitmek çok zor. İstersen 1 haftalığına, istersen 1 yıllığına… Bir şeyleri ardında bırakmak her türlü zor geliyor insana. İster istemez hüzün sarıyor dört bir yanını.

Ev değiştirmenin bende bu kadar hüzün yaratacağını bilmezdim. 1.5 sene sayılır, orada neler yaşadık ettik biz. Balkonuna ne kahkahalar, odalarına ne gizli saklı gülüşmeler sakladık. Yeri geldi kapıyı çarpıp çıktık, yeri geldi kahvaltı yapalım bağrışlarıyla şenlendirdik. Kimler geldi, kimler geçti o salondan. Ama bir tek biz kaldık. Kaç rakı masası, kaç şarap masası, kaç biralı fıstıklı masalar kuruldu. Hepsi yerinde güzeldi.

Ev taşımak bir ayrı yorucuydu. Hele bir de Eylül ayında o evi temizlemek yerleştirmek bir o kadar daha yorucu olacak. Şimdiden gözümde büyüyor. Ahh tanrım, ne olacak biz göçebe öğrencilerin hâli? Olsun ev arkimle sanatsal bir çalışma yapıp şu an gözümüze sıkıcı bürünen o evi de renklendirip şenlendireceğiz.

Bu yılın son akşamında yine Zanzi’ye gittik. Senenin ilk gününde de sağ ayakla adım atmıştık. Böyle hep bir duygusallık vardı. Buram buram mezun ettiklerimizle vedalaşmak çok ağır geliyordu. Hayat bu sen istesen de istemesen de birilerini hep koparıp atıyor başka dünyalara. Tüm akşam; yıllar boyunca yaptığımız tüm aptallıklar, gülüşmeler, çalışmalar hepsi gözümüzün önüne geliyor. Hey gidi İzmit.

En azından beni bir avuntu sarıyor. 1 yıl daha Tuğba. 1 yıl daha buralarda demir ağı örmeye devam edeceksin. Sonrası diyorsun hepsi koca bir muamma. Olsun, bu da bir başlangıç. Belki sonu, sonucu olmaz. Diyorum ya istersen 1 haftalığına ayrıl; o şehirden giderken bir hüzün kaplıyor. Böyle nasıl desem bir başka oluyor insanın içi. Hele ki bir de son sene, mezun olma duygusu şimdiden ayaklarına dolanıyorsa içi içine sığmıyor insanın. Eski ev arkime veda edip yeni ev arkime hoşgeldin demek bile çok buruk yahu.

Diyorum ya bir şehri güzel yapan yaşadıklarımızdır diye. Bu şehri de her gün biraz daha anı örerek biz güzelleştirmedik mi? Hangi köşesinde barındırmadık anılarımızı? Kavgalarımızla gürültülerimizle güzel o şehir.

Şehri terk ederken eşek kadar 3 bavul, 1 sırt çantası, 1 kol çantası, 1 poşet ile veda ettim. Hele bir de Efetur yazıhanesinde adam; hayırdır şehri terk mi ediyorsun, dönmeyecek misin sorusuna panikle “ayy yok yok geleceğim ben, valla geleceğim, hep geleceğim.” cevabını vermemle kahkahalarımız bir oldu. Geleceğim ben ya! Bekleyin beni.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir