bazenöyleolur

Kendimi bile çizmiştim kahraman olurum umuduyla.

Pazarsal Düşüşler

jvOpn5c

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=LA-r0pL85Tw?hl=en"><img src="https://i0.wp.com/www.bazenoyleolur.com/wp-content/plugins/images/play-tub.png" alt="Play" style="border:0px;" data-recalc-dims="1" /></a>

Güzel bir Pazar kahvaltısı yaptım bugün. Saatlerce toplamadım masayı. Biraz dışarıyı izledim, lapa lapa kar yağıyordu. Sonra ki baktığımda ise durmuştu. Keşke biraz da hayatımda yapabilsem bunu dedirten türden güzel bir temizlik yaptım.

Panjurları açtım boydan boya. Biraz gün ışığı ve biraz soğuk bazen insanı en çok kendisine getiren şey oluyor. Bir de kahve ve müzik eşlik ettiği zaman bir başka boyut oluyor. Şarap içmek isterdim o ise bir başka konu. Belki bir ara o konuya da gireriz. Neden olmasın?

Değişik şeyler yapıyorum şu sıralar. Sabahlara kadar araştırma yapıyor, yaptığım araştırmaları not alıyor, durmadan okuyorum. Uyumadan önce ise kesin olarak bir şeye karar vermiş olarak uyuyorum. Uyandığımda ise uygulamaya geçmenin zor olduğunu düşünüp hepsini rafa kaldırıyorum. Yaptığım bütün araştırmalar da gereksiz ve yersiz oluyor. Olsun demeyeyim öyle değil mi? Kendime yeni bir hobi edinmiş gibi düşüneyim.

Tabii diğer hobimlerime gelince hepsi kendi halinde. Sıhhatlerinin iyi olduğunu düşünüyorum. Ben mi? Havalar artık gülmeye başlasa da ben artık biraz koşsam diye resmen gün sayıyorum. Koşup koşup bu şehir yuvarlak ya çok ilginç diye her seferinde şaşırmak istiyorum. Küçükken de küçük bir krosçuyken çeşitli şeylere şaşırırdım. Mesela toprak ayağımın altından kayıp giderken sonsuzluğun vermiş olduğu hissin büyüsü oldukça ilgimi çekerdi. Daha çok koşmayı da bu şekilde başarıyordum sanırım. Şimdi biraz koşunca tıkanıyor, nefes almak da zorluk çekiyorum.

Geçen ay Çorlu’ya gittiğimde çocukluğumun geçtiği sokakları ve okuduğum okulları gezdim. Aldığımız kupanın karşısına geçtim ve şöyle bir baktım. Hocamızın o zaman yazdığı bütün rakamları o kadar dikkatli izlemiştim ki o zamandan beri önemli tarihleri onun yazı stiliyle yazdığımı o an fark ettim. Ne çok geçmiş zaman.

Çocukluk arkadaşımla karşılaştım. Tanıyamadık tabii birbirimizi. Sonra nasıl olduysa yok artık diyerek birbirimize sarıldık. Onu tanıyamamış olabilirim ama parmağımda bıraktığı yara izini unutamam. Saatlerce oynadığımız aksiyon dolu oyunları andık durduk. Her şeyin temelinde yakalamaç varmış. Çocuklar neden bisikletli yakalambaç oynar diye durduk ve birbirimize ciddi ciddi sorduk. Tanıdığımız bildiğimiz kim varsa hepsini güzel güzel andık.

Evlenip çoluk çocuğa karışanları ise imrenerek andık. Yani ben öyle andım. Kendisi de yaza düğün yapıyormuş sonuçta. Nasıl şaşırıyorum böyle evlilik kararları alınmasına anlatamam size. Ben acaba şunu şuraya mı koysam diye bile aylarca düşünürken böyle ciddi bir konuda hayat ya hayatların ortaya koyulduğu bir durumda nasıl böyle birden kararlar verebiliyorlar anlamıyorum. Annem çok düşünme karar kendiliğinden veriliyor dedi. Benim gibi neredeyse hayatın kulaklarından tutup tavana asma cüretinde bulunan kontrolcü kızına düşünme ve bırak diyor.

Bıraktım dostlar.

Hayatı da bıraktım, zamanı da kendimi de. 

Su aksın beni de yolunu da bulsun. 

Yorumlar

  1. Oktaaay
    10 février 2015 à 18:40 (5 ans ago)

    Lütfen özletme kendini yaaz ..

    Répondre

Yorum Alanı