bazenöyleolur

Kendimi bile çizmiştim kahraman olurum umuduyla.

Özlemek Aslında Biraz Da Dokunamamak…

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=CxbbdobrVro?hl=en"><img src="https://i0.wp.com/www.bazenoyleolur.com/wp-content/plugins/images/play-tub.png" alt="Play" style="border:0px;" data-recalc-dims="1" /></a>
.
Aslında çok zormuş.

Hiç de öyle sanıldığı gibi kolay değilmiş. 

Geldiğimden beri devamlı telefonda görüşüyorduk ama skype yapmak bir türlü kısmet olmamıştı. Tartışmalar, kavgalar gürültüler alışma sürecinde eksik kalmıyor ki bir türlü. Bugün artık skype da oldu. İyi mi oldu kötü mü oldu hiçbir zaman bundan emin olamayacağım. Emin olduğum tek bir şey var; içimde ne kadar çok biriktirdiğim ve gizlediğim şeyler varsa gün yüzüne çıktı.

Görüntülü konuşma yaparken önceliğim kendime bakayım, nasıl çıkıyorum, ayy saçım nasıl, şurası böyle mi diye defalarca karşımdakine bakmak yerine kendime bakardım. Hatta hepimiz bunu yapıyoruz. Ama bu sefer öyle olmadı. Gözlerimi kırpmadan saatlerce ekrana baktım. Gamzesini, gözlerini kırpışını, gülümseyişini… Hiçbir mimiğini kaçırmak istemedim ve o anları dondurmak istedim.

Ağladım ve sanırım ağlamaya devam ediyorum. 

Çok özledim. Gülümserken eğilip saçlarını karıştırmayı çok istedim. Tüm huysuzluklarına ve tüm huysuzluklarıma rağmen özlem bizi başka bir noktaya getirdi. Bilmiyorum belki Türkiye’de olsam, belki yanında olsam bu kadar yoğun duygular içinde olmazdım. Ama araya mesafeler girince o küçücük bir mimiği bile öyle değerli hale geliyor ki çıldıracak gibi oluyorum.

Ben konuşmadım, o konuşsun istedim. O anlatsın ben de öylece izleyeyim. Çok büyük sorunları vardı. Mutfağı savaş alanına çevirmişti. Ev ise bıraktığım ev değildi. Her yer darmadağın olmuş ve canı hiçbir şey yapmak istemiyordu. İşte o an sarılıp uyumalıyız dedim içimden. O ise anlatıyordu, komşulardan bahsediyordu. Emin değilim o arada bir şeyler daha anlattı ama ben de sadece onu izliyordum. Sigarayı tutuşunu, üfleyişini ve o ciddiyetini…

Kaç sigara yaktı bilmiyorum. Zaten ben gittiğimden beri salonda sigara içer olmuş. Balkona çıkmaya üşenirken azalttığı sigara iki katına çıkmış. Ama o kadar tatlıydı ki onu bile diyecek fırsat bulamadım. Kameranın ilk açıldığında birbirimizi gördüğümüzde o heyecanı düşündüm. Neredeyse bir sigara da benim için iç diyecek noktada olduğumu fark ettim. Bir yandan gözlerimi siliyorum, bir yandan konuşuyorum.

İnsan tuhaf oluyor, her şey böyle eksik gibi. 

Yeni bir şey denediğim zaman aklıma geliyor. Yeni bir şeyler denemediğim için hep kızardı. Şimdi bu halimi görse çok mutlu olurdu diye düşünüyorum. Beğendiğim ne varsa da onun görmesini, tatmasını, duymasını istiyorum. Hiçbir şeyden istediğim o zevki tam alamıyorum. Onun ise tek sıkıntısı şu oluyor. « Yeni bir şeylerin içerisinde ya ben eskiyip gidersem… » Dile getirmedi ama anlıyorum. Bu yüzden daha çok elini tutmak istiyorum ama olmuyor. Teknoloji henüz buna izin vermiyor. Bilse ki ben hep yarım kalıyorum, belki o kadar endişe etmez.

Mesafeler belki de bize iyi gelmiştir diye düşünüyorum ama sonra mesafelerin Allah belasını versin, hani tüm kıtalar birbirine yakındı. Hani sınırsız tek Dünya projeleri diye küfür ediyorum.

Onu çok özledim, sevgili okuyucu.

Bunu dediğime şaşırıyorum ama o kavgalı gürültülü günlerimiz meğersem ne güzelmiş.

Benim düzenli olarak eşya toplama ritüelim, kapıları çarpıp çıkmalarım, şunun kadar değerim yok diye yakarışlarım, sonra onun sakinleştirmesi, affedişlerim, onun affetmeleri ve sonunda sarılıp uyumalarımız…

Öyle güzel ve değerliymiş ki insan hepsinin kıymetini gerçekten elinden yitirince anlıyor.

Çok özledim. 

Kendimi şarkılara vurdum. 

Yorumlar

  1. SOLTY
    06 novembre 2014 à 12:03 (5 ans ago)

    Güzel ve içten duygular ama bunu bir erkek kalbi yazmış bence.
    Fazlası ile gözlemci ve duygusal bir tutum. Fazla hüzün verici ve yıkıcı…
    Bu kadar içten hissetme bence…
    Yalnız son not Bir hanımefendi duygusallığından çok erkek hissettim yazarı.

    Répondre
    • bazenoyleolur
      14 novembre 2014 à 11:39 (5 ans ago)

      Neden öyle hissettiniz acaba? Erkeklerin böyle duygusallığı ve içtenliği nerede görülmüş? 🙂

      Répondre

Yorum Alanı