Canı Sıkılan İnsandan Kork

Tek canı sıkılan, sıkıntıdan patlayan, ne yapacağını bilmeyen tek ben değilimdir eminim. Ama herkes bir yerlere saklanmış bulmamızı istemiyorlar gibi. Yine de oralarda bir yerlerdesiniz, çıkın ortaya.

Hayatta en büyük hastalık hiçbir şey yapmama hastalığıymış. Bizzat şu günlerde yaşayarak görüyorum. Çağımızın en büyük vebası kesinlikle hiçbir şey yapmadan yaşamak… Hayatımı o kadar hızlı yaşamaya, o kadar dolu geçirmeye alışmışım ki şu günleri böyle bunalımlı geçiriyorum. O kadar yoğunken ne zaman bitecek bunlar, ne zaman kafamızı dinleyeceğiz, ne zaman sakin bir hayatım olacak diye çıldırıp duruyordum. Meğersem o günler en güzel günlerimmiş.

Annemin dediği gibi sakin günler geçirmek bana göre değil. İlla ki bir şeylerle uğraşmalıyım. Yoksa amaçsız amaçsız ortalarda dolanmaktan bunalıma giriyorum. Bu böyle olmuyor bari bir iki sanatsal şeyle uğraşayım dedim. Benim için farklı bir alan, babam için ise bitsin artık bu çile moduna dönüştü.

Çıkarttım tüm t-shirtlerimi orası burasını kesip yeni modeller çıkartmaya başladım. Gittim gerekli birkaç malzeme de aldım. Makasımı alıp yakalarını, kollarını, eteklerini her bir yerlerini keserek sanatsal bir çalışma kattım ortaya. Tüm günümü onlarla gerçekten çok güzel geçirdim. Biraz daha internette model çeşitlerini gezinmeliyim diye düşünüyorum. Daha farklı nerede absürd şey var onu bulmalıyım. Hatta hemen yapamayayım böyle günlerce uğraşayım istiyorum.

Bugün tam olarak panayır alanına çevirdiğim odanın kapısında dikilen babamın şaşkınlığını doğal karşılıyorum. Sonuç olarak tek boş yer yok ve her şey kumaş çöplüğüydü.

-O benim t-shirtüm değil mi?

-Ya baba, hiç giymiyordun tamam mı? Orada eskisin kalsın mı? Ben giyeceğim artık.

-Ne diyorsun?

-Baba istemiyorsan söyle geldiğim gibi giderim. Bir t-shirtü bana çok görüyorsun.

Büyük taarruzu duygusal atakla atlattığımı düşünürken birden yine bir soru geldi.

-O senin daha dün aldığın t-shirt değil mi?

-Ya baba kesmek için xxl aldım ben onu.

Sonra annen gelsin de bu odayı görsün bittin sen bakışı attı ve uzaklaştı. Ben de sanatıma boyalarla devam ettim. Bir ara pantolonlarımı da kesip kapri ya da şort falan yapayım dedim ama babamın birden çok üzerine gitmemek gerek diye düşündüğüm için onu bir süreliğine erteledim.

Bu arada bilgisayarım hala gelmedi. Yedek parça bekleniyormuş. Bilgisayar gelmeli dedikçe gelmemekte inat ediyor. Gezinin ertelenmesini istemiyorum, inat etme de gel artık. Hayır babamlar da bilmiyor serviste olduğunu. Ben dokunmadım desem de inanmayacak ki. Tüm her şeyi bozmakla yükümlüyüm zaten. Ben bu evde olmasam bile bozulan her bir şeyden ben sorumlu olabilirim. Tamam geçmişim pek parlak değil ama insaf ya.

Ben bunları böyle düşünürken babam elinde kocaman bir kumaşla geldi ve al sana sanat dedi. Şimdi tüm her şeyi rahat bırak ve bu kumaşla ne yapıyorsan yap dedi. Sanki ben kumaştan dikerek yeni şeyler yapabileceğim. Sanatımın en güçlü gününde babam tarafından dibe vurmuş bir şekilde buralara kadar geldim.

Sanatıma dokunma baba! 🙁

 

Yarın da sabahın köründen başlayayım bari düğünlere hazırlanmaya. Yoksa nasıl geçecek bu zaman.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir