bazenöyleolur

Kendimi bile çizmiştim kahraman olurum umuduyla.

Yazar Arşivi

vizordenbak.com

Hatırlamıyorum ama geçen gün bir yerlerde inanılmaz derecede yazmak, çok yazmak hatta sayfalarca bir kitap yazarcasına yazmak istiyorum demiştim. Fransızca tez yazma süreci Türkçe yazma isteği uyandırdı. Ben de o yüzden kendimi burada buluyorum. 

Tamam şimdi başlığa böyle atınca reklam gibi olmuş oluyor ama değil. Size yeni açılan çok minnoş bir fotoğrafçılık forum sitesinden bahsetmek istedim. Eskiden çok güzel bir ortamı vardı. Daha ben üniversite yıllarındaydım, ilk fotoğraf makinemi aldığımda nereden nereler öğrenebilirim diye interneti kurcalıyordum. Heh işte o dönemlerde karşılaştım. Eski hali ne yazık ki teknik sorunlar nedeniyle kapandı diye biliyorum. Emin değilim. Aslında önemli olan da bu değil. Ben daha Fransa’ya yola çıkmadan önceki evre forumda aktiftim, hatırlıyorum. Sonra biraz kopmuştum. Ne zaman bir şey soracak olsam öyle girerdim. Böyle de hayırsızlık bizimkisi. Ama öyle hızlı yaşıyorum ki kendimi bile takip edemiyorum. Bu yüzden affedilebilir yanı var. 

Yakın bir tarihte gelen bir mesaj ile forumun tekrar açıldığını ve yeni bir isme sahip olduğunu öğrendim. Hatta öyle bir dönemde açıldı ki ben de bu aralar yeni fotoğraf makinesi almak istiyordum. Tam acil servis gibi. 

Fotoğrafçılıkla ilgileniyorsanız, güzel fotoğraflar çekmek istiyorsanız ve hatta instagramda biraz aktif olmak istiyorsanız bu forumda hiç çekinmeden sorularınızı sorabilir ışık ve kompozisyon bilginizi genişletebilirsiniz. Ayrıca youtube kanalı için de fotoğrafçılık ile ilgili içerikler hazırlanıyor. 

Foruma çıkın çıkın gelin. Buradan gelebilirsiniz. 

Kolay Fransızca – Assimil

Önceden paylaşmış olduğum Assimil’i tekrar paylaşıyorum. Eski link hayatını kaybettiği için düzenli aralıklarla sağdan soldan tekrar paylaşmam için yorumlar alıyordum. Bilgisayarımı da çaldırmış olduğum için dosyalarımı kaybetmiştim. Bu yüzden paylaşamıyordum.

Bugün tezim için hard diskte bir şeye ihtiyacım vardı. Hard diskte dosyalar arasında kaybolurken çok güzel bir dosya buldum. Sizler için de bence çok güzel haber. Assimil de bunların arasındaydı. Hasret bitti. Değil mi?

Assmil dosyasını hemen drive’a atarak sizlerle paylaşayım dedim. Umarım arayıp bulamayanlar bu güzel haber ile mutlu olur.

Hayat paylaştıkça güzel. 

Dosyalara tam olarak buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Nefes al, nefes ver.

Hangi kelimeyle satırlara başlayacağımı bir türlü oldum olası bilemedim. Aslında baktığımız zaman ve hatta her zaman ilk aklıma gelen kelime “bazen” olmuştur. Zaten oradan geliyor ya bazenöyleolur felsefesi. Hayatımın odak noktası yaptığım ve her sıkıştığım noktada başvurduğum “aman bazen öyle olur, ne olacak” canım duygusu iyi ki var, hayatımda. 

İnanmazdım ama insanlar değişiyor. Değişiyorum. Şu yazıyı yazdığım wordpress bile son yazdığım yazıdan bu zamana epey değişmiş. Sabit fikirli değilim, insanlar değişmez keskinliğine inanmıyorum. Hepimiz değişiyoruz, bazılarımız daha iyiye bazılarımız daha kötüye ve bazılarımız da sadece ileri doğru. Aslında büyüdükçe olgunlaştığımızı düşündüğümüz her şey değişimin bir parçası olmuyor mu? 

Değişmeyen şeyler ise hayatımızın ortasına oturuyor ve bazen bize ya el sallıyor ya da köşelere bir yerlere saklanarak nanik yapıyor. Elbette benim de hiç değişmeyen yanlarım, kendimi istediğim ve zorladığım halde teslim edemediğim duygularım ve biraz olsun törpüleyemediğim köşelerim var. Bazen köşelerimden birleştirip bir üçgen oluşturup iç açılar toplamı yapıyorum.

Mesela, asla durmuyorum; biraz olsun nefes almıyorum. Eğer gerçekten nefessiz kalırsam bu sefer komple her şeyi bir pazar torbası gibi ortaya bırakıyorum. Kapının dışına bıraksam biraz daha kolay olabilir ama ben tam olarak evimin tam ortasına o torbayı bırakıyorum. Biliyorum, kolay kolay o noktaya gelmiyorum ama hangimizin o ince zeminde ayağı kaymıyor ki. Hele ki bazılarımızın ayağında topuklular varken… Mesela pes etmiyorum. Kulağa ilk başta çok hoş gelen bu durum aslında insanı içten içe kemiren bir döngüye sokabiliyor. En azından beni sokuyor. Ama belki bir başka yol daha vardır diye diye beynimin bütün parçacıklarını “güm güm” diye zonklatırken uzun bir süre de verimli uykuya hasret kalıyorum. Hoş değil. Ve bu hayatta hoş olmayan ama bir şekilde hayatlarımıza dokunan o kadar çok var ki… Keşke artık dokunmasalar. Duyduğumuz ve bildiğimiz bütün kötü şeyleri keşke beynimizin spam kutusuna gönderebilsek. Evet, beynime spam kutusu oluşturmaya çalışıyorum.

Bu arada bir de şey vardı değil mi? Her şey güzel olacak.  İnsan inandığı kadar yaşarmış. Bu cümleye inanalım hatta sıkı sıkı sarılalım. Hayatımın her döneminde güzel şeyler gördüm. Kötü şeyleri de halının altına süpürülmez ama pes de etmemeliyim direkt üstlerini hortum ile yıkadım. Halbuki önce dip köşe toz almak ve yine dip köşe süpürmek ve sonunda da mis kokulu bir deterjan ile silmek lazımdı. Bu yüzden bir anda güneş çıktığı zaman yoğun tazikli suyun vermiş olduğu su lekeleri güneş ışığıyla gün yüzüne çıkıyor. Yapmayalım, yapanı uyaralım.

Bu yazı da “ne diyecektim ne oldu” oldu yine. Hatalı değil, iki kere oldu var burada. Okuyunca tuhaf geliyor ama içinden tonlamalı sesli okuyunca güzel oldu. Bence yani.

 

Ara sıra blogta buluşalım.

Özleşmişiz.

Hasret giderelim.  

Alors

Ne dinliyoruz?

Sam and Sam
Harold O’Neal

Güçlü olmaktan istifa edebiliyor muyuz?
Ya da
kendimden istifa edebilir miyim?

Ben bilmiyorum, belki siz bilirsiniz diye düşündüm. Bir bakıma bilmek de zorunda değilsiniz, değiliz. Her şeyi de bilmeyelim. Çünkü zaten bildiklerimizi sandıklarımız ayağımıza takılıp çorap örüyor. Bilmediklerimiz ise hayatımızı alt üst… Aslında az önce bir soru ile karşılaştım ve bu soru beni tam da bu noktaya getirdi. “En son kendin için ne zaman bir şey yaptın?” Aramızda kalsın ama hatırlamıyorum. Hayatın koşturmasına o kadar kendimi kaptırmışken en son gerçekten neyi isteyerek ve zevk alarak yaptım bilmiyorum. Hedefler, planlar, to-do listler yapmaktan ve bunların hepsini gerçekleştirmeye çalışmaktan belki de en çok kendime zaman yetmedi. En son neyi gerçekten ruhumu beslemek için yaptım hatırlamıyorum. Peki ya sen, hatırlıyor musun? En son ne zaman gerçekten kendin için nefes aldın? 

Bir yerlerden başlamak üzere ben de buraya geldim. Hele ki son dönemlerde her şeye yeniden başlıyorken buraya da tekrar başlamanın ruhumu besleyeceğine inanıyorum. Hep öyle değil miydi? Bir şeyleri kırıp döküp buraya kaçardım. Kimbilir belki yine öyle olur. Ruhuma ve kalbime olan küçük isyanlarım buralarda diner ya da ateş topu gibi olur el yakar.

Aklım, kalbim, ruhum ve ajandam yani tam olarak her şey karışık şu sıralar. Belki henüz el yakmıyor ama yürek yakıyor. Şu günlerdeki ruh halimi tek tek madde madde listelesem belki daha kolay olabilir her şey. Listeleme huylarımı biraz da hissettiklerime yapmayı başarabilseydim belki o zaman listenin başında “hadi Tuğba ilk iş uzun yollar, çok uzun yollar” maddesi yer alabilirdi. Yetişilecek trenler ve gidilecek çok uzun yollar var. Ama ben ne yapıyorum, tam geçen yıl Haziran ayında kendime verdiğim sözü tutabilmek için gitmiyorum. Duruyorum, durdukça boğuluyorum, boğuldukça kayboluyorum.

Sıkıldım. Kahve var mı?

Gel birlikte içelim.

Fransızca Öğrenme Yöntemleri

Tekrar merhaba! 🙂

Fransızca dil bilgisi ve alıştırma kitabının çekilişine katılmak için youtube kanalına abone olmayı ve yorum bırakmayı unutmayınız. Çekiliş yorum yapanlar ve abone olanlar arasından otomatik seçilecektir. 🙂

Videoda bahsettiğim bütün bilgilerin dosyalarını bu yazıda bulabilirsiniz.

Öncelikle olarak Assimil’in orijinal satış linkini vermek istedim ancak bulamadım. O yüzden online internet ortamı üzerindeki halini vaktiyle bilgisayarıma arşivlemiştim. Onu bu linkten indirebilirsiniz. Zip şifresi: bazenoyleolur

Bahsettiğim MOOC’ların seviyelerine göre linkleri aşağıda yer almaktadır. Dersleri takip etmesi tamamen ücretsiz olup sonunda sertifika almak isterseniz sertifika ücreti ödersiniz. Sertifia istemezseniz onu da ödemenize gerek yok.

A1: Tıklayınız. (2020 yılına kadar açık.)

A2: Tıklayınız. (2020 yılına kadar açık.)

B1: Tıklayınız. (2020 yılına kadar açık.)

B1-B2 seviyesi için: Tıklayınız. (Kayıt dönemi güncelleniyor. Şu anda bir dönemi sona eriyor. O yüzden yeni dönem kaydı başlar.)

DELF B2 ve DALF C1 Hazırlık: Tıklayınız. (Kayıt dönemi güncelleniyor. Şu anda bir dönemi sona eriyor. O yüzden yeni dönem kaydı başlar.)

Sormak istediğiniz sorular varsa onları youtube videosunun altındaki yorum bölümünden sorabilirsiniz. Buradaki yorumları bildirim gelmediği için aktif olarak göremiyorum.

Görüşmek üzere!

Tuğba.

Fransa’da Yüksek Lisans Eğitimi

Öncelikle belirtmem gerekir ki Fransa’da Fransızca bilmiyorsanız hayat sizin pek kolay değil. Master eğitimi ücretsiz olup ama tüm anadili İngilizce bir bölüm ile daha önce ne karşılaştım ne de duydum. İngilizce bölümler daha çok “école de management” gibi okullarda oluyor. Bu okullarda da okulun kalitesine ve sıralamasına göre kayıt ücreti ortalama yıllık 5,000 €’dan başlıyor. Yani bu yüzden sizin önünüzdeki en büyük engel FRANSIZCA. O yüzden sizi Fransızca öğrenmeye davet ediyorum. Eğer bu sürece zaten daha önce girdiyseniz de büyük büyük kolaylıklar gelsin. Bitmeyen bir çiledir, iyi bilirim. Devam ediyoruz.

Üç yol ayrımı var.

  1. Fransızca biliyorum/öğreniyorum. Dil belgesini halledeceğim/hallettim. Bu yolun kendi içinde de 2 farklı yolu var.
  2. Fransızca hiç bilmiyorum. Her şeye sıfırdan başlamak istiyorum. (Buna burada değinmeyeceğim. O da ekstra bir konu oluyor.)
  3. Fransa sisteminin Allah belasını versin, ben diğer Avrupa ülkelerine bakacağım diyorsanız acilen Ctrl+F4 yapmanızı öneriyorum.

Yolunuzu seçtiyseniz elimizde iki yol seçeneği kalıyor.

Burada da karşınıza iki yol çıkıyor.

Türkiye’de misiniz? Fransa’da mısınız?

1. YOL

Türkiye’de olanlarla yolumuza devam ediyoruz. Fransa’da olanlar direkt 2. yola geçebilir.

– Öncelikle Fransızca sınavına girip minimum DELF B2 ya da TCF C1 almanı şiddetle tavsiye ediyorum. Hatta eğer alabiliyorsanız DALF C1 için çalışmalısınız. Artık birçok okul DALF C1 istiyor. Belge tamam mıdır? Tamamsa devam ediyoruz.

Fransa Milli Eğitim Bakanlığı’nın yabancı öğrencilerin başvurusu için her ülkede oluşturmuş olduğu Campus France isimli eğitim ajansı bulunuyor. Fransa’daki bölümlerin %99’u buraya kayıtlı. Zaten eğer Fransa’da yaşamıyorsanız başvuru dosyanızı bu ajans üzerinden kabul ediyorlar.

Campus France sitesine buradan kayıt oluyoruz. http://www.turquie.campusfrance.org/tr

Orada aslında birçok dosyayı size soruyor. Her şeyi detaylı ve düzgün bir şekilde doldurmanızı öneririm. Şimdi bu resmi ajansın en büyük özelliği aynı anda yanlış hatırlamıyorsam 10 tane okula tek bir dosya üzerinden başvurabiliyorsunuz. Yani siz dosyanızı 1 kere göndereceksiniz ama 10 okul için bu dosya gidecek. Bunun inanılmaz pratikliği var gerçekten.

Bu dosyalar neleri kapsıyor diye sorarsanız onlar da aşağı yukarı şöyle:

  • Motivasyon mektubu
  • CV
  • Diploma (Fransızca noter tasdikli çeviri)
  • Transkript
  • Başvurulan master bölümüne göre değişen ön proje dosyası. Bazı bölümler araştırılacağınız “mémoire” tez konunuzu dosya olarak isteyebiliyor.
  • En az 2 adet referans
  • Minimum B2 Fransızca yeterlilik belgesi

Bazı bölümler, ön eleme yapabiliyor, ardından da Türkiye’de olduğunuz için skype üzerinden sizinle mülakat yapabiliyorlar. Daha sonra tekrar bir değerlendirme ile size olumlu ya da olumsuz sonucu bildiriyorlar.

Evet, tüm aşamalardan sonra sonucunuz olumluysa tebrikler, olumsuzsa başvurduğunuz bölümle kendi eğitiminiz arasında çok fazla fark olabilir. Ya da gerçekten ne kadar çok motivasyon sahibi olduğunuzu gösterememiş olabilirsiniz. Pes etmeyin. İlk başvurular bazen öyle rastgele olabiliyorlar. Daha çok detaylı çalışıp yeniden kollarınızı sıvayın.

2. YOL

Fransa’da olanlarla yolumuza devam ediyoruz.

– Her üniversitenin kendine ait özel bir sistemi olabiliyor. Bununla birlikte her üniversitenin hatta aynı üniversite içerisindeki bölümlerin de son başvuru tarihleri değişebiliyor. Bunları gerçekten bir başvuru ajandası yapıp tek tek not almanız gerekiyor. Başvuru tarihinden 1 saat sonra bile ellerine ulaşsa bu konuda çok netler. Yani deadline tarihlerine kesinlikle sadık kalmalısınız.

– İstediğiniz bölümün hangi üniversitelerde olduğunun listesini çıkartıp tarihleri de not ettikten sonra başvuru sistemlerini inceleyin. Öncesinde o sisteme kendi bilgilerinizi girip hazır bir şekilde başvuru tarihini bekleyebilirsiniz.

– Fransa’daysanız zaten aklınızda en az 1 şehir vardır diye tahmin ediyorum. Bu nedenle doğrudan bir bölümün belgelerine ulaşıp hepsi için hazırlamaya başlayabilirsiniz.

Neler gerekiyor? Doğrudan aslında ilk aşamadaki belgeler gibi belgelere ihtiyacımız var.

  • Motivasyon mektubu
  • CV
  • Diploma (Fransızca noter tasdikli çeviri)
  • Transkript
  • Başvurulan master bölümüne göre değişen ön proje dosyası. Bazı bölümler araştırılacağınız “mémoire” tez konunuzu dosya olarak isteyebiliyor.
  • En az 2 adet referans
  • Minimum B2 Fransızca yeterlilik belgesi (Artık birçok okul DALF C1 istiyor. Bu yüzden eğer seviyenizin C1 olduğunu düşünüyorsanız lütfen C1 sınavına giriniz.)

Başvuru aşamasını genelde başvuru dosyasını açıklıyorlar. Mülakat olup olmayacağını da oradan bilebiliyorsunuz. Belgelerinizi teslim ettikten sonra belgeleriniz inceleniyor. Eğer eksik hiçbir şeyiniz yoksa dosyanız jüriye çıkıyor. Yani eksik verdiyseniz ilk aşamada eleniyorsunuz. Eğer mülakat varsa dosyanızı beğenirlerse mülakata davet ediliyorsunuz. Mülakat kesin olarak kabul edildiğiniz anlamına gelmiyor. Mülakatı da geçtikten 1 hafta sonra sonuçlar açıklanıyor. Eğer mülakat yoksa jüri zaten dosyanızı beğendiyse 10 gün sonra da onun sonucunu alıyorsunuz. Umarım güzel sonuçlarınız olur. 😊

Mülakat detaylarına burada girmeyeceğim. Çünkü o apayrı bir konu. Ben kendi mülakatımda kendi kaderimi çizdim. Mülakattan korkmayın, rüzgarı kendi yönünüze çevirebilirsiniz. 😊

FRANSA’DA ERASMUS

Fransa’da Erasmus yapıyorsanız işler sizin için biraz daha kolay olacak. Sonuçta en az 1 dönem Fransız sisteminde eğitim almış oluyorsunuz. Fransızca belgeniz de varsa biraz çalışma ile kabul almamanız için bir engel bulunmuyor.

Eğer Fransızca bilmiyorsanız ve Fransa’da kalmak istiyorsanız sizi acilen Fransızca öğrenmeye davet ediyorum. İngilizce eğitim almak istiyorsanız dediğim gibi genelde onlar ekstra pahalı oluyor.

Dilerim her şey çok güzel olur.

Yolunuz hep açık olsun.

 

Böyle böyle

 

♥ Kahvaltı yerini kahveye ve bir parça çikolataya bıraktığı sezonu açtığımdan beri güzel günaydınlar yaşayamıyorum.

♥ Beni yine Alpler’e falan ışınlasak ya. Yorgunluktan otele gider gitmez uyuyakalsam ve sabahı tatlı bir yorgunlukla gözlerimi enfes bir manzaraya açsam. Hiç fena olmazdı.

♥ Ben bu tatilde bu sefer çok eğlendim çok.

♥ İçimdeki dans etme enerjisine dur diyemiyorum. Eğer çok bastırırsam mutlaka bir başka şekilde atağa geçiyor. Bir gece yorgunluktan ölürken bir anda aynanın karşısında kendimi zumba yaparken buldum. Müzik mi? Kafamın içinde çalıyordu.

♥ Belki unutmuşsunuzdur, hatırlatayım; 21. yüzyılda insan olmak çok zor. Duygulara sahip çıkmak ise daha zor.

♥ Havanın dengesiz değişimine ayak uyduramıyorum. Hayatım boyunca iklim şartlarından şikayet edeceğimi düşünüyorum. Sıcaktan da soğuktan da bir memnuniyetsizlik hali var ruhumda. Ama kanatlarım var ruhumda. Değil mi Nil?

♥ Hayal Bandosu’nu dinlemeyi size ne kadar çok özlediğimi anlatamam. Keşke o güzel zamanlara geri dönsek.

♥ Kadın olmak azizim. Kadın olmak dünyanın her yerinde zordur. Çocuklarınızı güçlü kadınlar olarak yetiştirin.

♥ Bitirmem gereken projeler, yetişmem gereken trenler ve gitmem gereken yollar var. Hayat hep böyle koşturmalı mı geçecek sanıyorsun?

♥ Herkes gece gündüz sokaklardaysa o zaman kimler çalışıyor?

♥ Her şeyi biliyormuşsunuz gibi davranmak, her konu hakkında yorum yapmak büyük bir sorumluluk değil mi? Neden böyle davranıyorsunuz?

♥ Yazın boş zamanlarda hobi olsun diye youtube kanalı açtım. Yazın tatil yapmaktan boş zaman bulamadım. Öyle de kısır bir döngü oldu. Şimdi okul ve ofisle birlikte ara sıra ilgilenebileceğim bir kanalım var. MERHABA ARKADAŞLAR KANALIMA HOŞGELDİNİZ.

♥ Master kitaplarımdan ilkini bitirdim, ikincisini ise sayfa sayfa okuyabiliyorum. O kadar teoriği ve pratiği aynı anda nasıl yazmayı başarmışlar anlamıyorum. Rica edeceğim üstüme bu kadar gelmeyin.

♥ Ayrıca bir kayıt yaptırmak için 40 gün uğraşmak nedir allahaşkına ya. Canım sekreter, iyi ki varsın.

♥ Birilerinin hayatına karşılıksız dokunmak inanılmaz mutluluk veriyor. İnsanlara yardım edin, yardım etmekten korkmayın.

♥ Sevdiklerinize seni seviyorum deyin. Daha iyi hissedeceksiniz.

♥ Sizi seviyorum.

Özet geçiyorum.

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=c47JUYhLebA?hl=en"><img src="https://i1.wp.com/www.bazenoyleolur.com/wp-content/plugins/images/play-tub.png" alt="Play" style="border:0px;" data-recalc-dims="1" /></a>
.

Kıssa’dan hisse.

♥ Yeni fotoğraf makineme bayılıyorum! Ama ara sıra bir tane aynasız alsam hiç de fena olmazdı diye düşünüyorum. Öyle güzel aynasızlar var ki al karşına oturup izle. Yine de benimkine hayır diyemezdim.

♥ Yeni bisiklet aldım; hem de araba fiyatına! Ama bir görseniz öyle güzel ki… Kırmızı renkli, tam bir rüya. Ara sıra akşamları yerinde mi diye kontrol ediyorum. İki tane kilidi olmasına rağmen biri çalacak diye ödüm kopuyor. Bisikletin üstüne not mu yazsam diye düşünmedim de değil. Çalanın annesi babası ölsün !

♥ Les Jours Féries yani Fransa resmi tatilleri için kullanılan ifade tam olarak yaşama kaynağım haline geldi.

♥ Dönem dönem izlediğim, okuduğum ve öğrendiğim şeylerden bahsederdim. İyice ihmal ettim oraları. Son hafta ailesiyle birlikte sinemaya gidip iki ilginç film izledim. Kabul etmem gerekir ki çok iyi seçim yapıyorlar. Son izlediğimiz film “Corporate” oldukça sarsıcı bir şekilde bir iş yerinde gerçekleşen intihar olayını ele alan bir Fransız yapımıydı.

♥ Son dönemlerde okuduğum parça parça şeyler var. Ama elimde “Chroniques de Jérusalem” bitirilmeyi bekliyor.  Önümüzdeki ay bitirmeyi hedefliyorum. Aslında bitirdiğimde yorumlarsam daha iyi olacak. Şu an için yüz-elli sayfa okudum ve kitap yazarın-çizerin aslında otobiyografisi oluyor. O açıdan bakıldığı zaman daha da bir ilgi çekici oluyor.

♥ Kırmızı ajandama her gün bir şeyler not düşüyor ve onları okuyup mutlu oluyorum. Aslında hayat bazen ne kadar da basit.

♥ Tahmin ettiğimiz gibi Macron kazandı. Aslında gerçekten kazandı mı? İşte orası muallak. Fransa, 5 yıl içerisinde en doğru yanıtı tecrübe ederek almış olacak.

♥ Geçen sefer bir türlü kafamı toplayıp başaramadığım düzenlemeyi sonunda başardım. Önce tema değiştirdim, sonra da temanın özelliklerini değiştirdim. Baya baya paslanmışım bu işlerde. Tekrar eskisi gibi uğraşmak keyifliydi.

♥ Eskiden hemen hemen her şarkıya yazı eklerdim. Bugün de içimden eklemek geldi. Hem de o eski zımbırtıyı değiştirdim. Bir dönem bütün mesajlarınız ve mailleriniz şarkılarının adını soruyordu. Şimdiki zımbırtıyla doğrudan youtube linkiyle birlikte şarkının adını karşınızda bulabilirsiniz. Bu şarkı pek tanınmış ve bilinen bir Fransız şarkısı değil ama ben bayılıyorum.

♥ Eski blogger günlerinden kalma bir arkadaşımla konuşurken her seferinde kendimde yeniden enerji buluyorum. Kaç yıllık arkadaşlık olunca tabii ki birbirimizi iyi tanıyoruz. Zaten hala bir o, bir de ben ara sıra yazmaya devam ediyoruz. Birçok konuda fikir alışverişi yaptığım bir dostum olarak yine bir konuda yaratıcı fikirlere ihtiyacım varken kapısını çaldım. Her telden sohbet ederken bir imkansızlık cümlesi kurduğumda “Yürüdüğün yolları düşün Tuğba!” dedi. Öyle güzel geldi ki kendimi toparladım. Bazen ne kadar da çok unutuyoruz; yürüdüğümüz yolları, geçtiğimiz sokakları. Yüreyelim, daha çok güzel günlere doğru yürüyelim!

♥ Dün annem ile telefonda yine sohbetin dibine vurduğumuz sıralarda “ya keşke gelip tanıştırmasaydın öyle çok sempatik ki eğer olur da kafan atarsa diye korkuyoruz.” dedi. Ardından da ufak tefek tehditler savurarak ilişkide tarafını belli etti.

♥ Caroline’in ince düşünmesine bayılıyorum. Geçen gün aradığım bir dosyayı benim için araştırıp hazırlayıp getirmiş. Meğersem bir arkadaş tarafından çıkarsız ve beklentisiz sırf sizi mutlu etmek eden ince hareketlerle karşılaşmayalı ne kadar çok olmuş. Sevgiliyi saymalım. Sevgili başka, arkadaş başkadır.

♥ İdil buradaydı. Yolcu ederken ister istemez burukluk yaşadım. Dilerim her şey yolunda gider ve tekrar buralara döner. Siz planlar yaparken ve onları gerçekleştirmeye çalışırken hayat bir anda gitmeniz gereken mecburi bir yol çiziyor.

♥ Her şeyin başı sağlık, gerisi yalan.

♥ Fransızca makale yazmaktan gerçekten anam ağladı. Her gün bir makale yazıyorum ve tabii ki hala hatasız yazamadığım için bir de onun kontrol derdiyle uğraşıyorum. Yoruldum hocam yoruldum.

♥ Sizi özledim.

Rien

Dünyanın en mutlu eden aktivitesi hiç şüphesiz dans etmek !

Her gün bir gün sonraya ertelediğim planlar arasında kaybolup gidiyorum aslında. Dün gece sabaha kadar sunumlar, projeler, ödevler çalıştım durdum. En sonunda da yorulup açtım bir dizi izleyerek uyudum. Sabah da erkenden kalkarak yollara düştüm. Zaten geçirmiş olduğum uykusuz bir haftadan sonra uykusuz bir Cumartesi de hiç çekilmez oldu. Öğle olmadan eve döndüm.

Öğlen vurdum kafayı uyudum üç beş saat. O da ses gelmesin uykum bölünmesin diye her şeyi kapatmış. Bu sayede uzun yıllardan sonra ilk defa gündüz vakti koca bir 4 saat uyumuş oldum. Uyandığımda sersem gibi olmanın etkisiyle canım pek bir şey yapmak istemiyordu. Ama dedim yok öyle bir dünya. “Kalk kız soğan doğru!!” Şaka şaka. Açtım benim eski playlistlerden, bir yandan hazırlandım bir yandan dans ettim. Allah’ım yok böyle bir huzur! Yok böyle bir mutluluk! Artık kendimi ne kadar kaptırdıysam bilgisayarı kapattığımda resmen çok yorulmuştum. Neyse ki yerine gelen enerjim ile düştüm sokaklara.

Hava çok soğuk değil ama sıcak değil. Böyle üşümüyorsun ama ceketsiz de çıkamıyorsun. Bildiniz değil mi o havayı? Heh işte o havada kaptırdım kendimi. Sonunda buradayım, olduğum yerde. Tarif etmek istemiyorum hatta fotoğraf da koymak istemiyorum. Ama olduğum bu yerde tam olarak kendimi her şeye, herkese ve hatta dünyaya karşı ifade edebilecek gücü kendimde hissediyorum. Güç içimizde, orada öylece duruyor. Sadece biraz dokunmak gerekiyor. Hiç olmadı içinizdeki gücü dürtün!

Hayatın sokaklarında kendimi saklayıp sonra da onu arıyorum. Hayatımda belli önceliklerim ya da vazgeçemediğim hiçbir şey yok. İnsanların hırsları, kendi kırgınlarım, öfkelerim, başkalarının dünyası hepsi nasıl da oldu da bir anda kayboldular gittiler bilmiyorum. Bunu ne ara başardığımın bile farkında değilim.

Kimse o kadar umrumda değil ki kendimi bir kuş kadar hafif hissediyorum.